Borçlar Hukuku Genel Bilgiler 1

adalet

BORÇLAR HUKUKUN KONUSU

  • Borçlar hukuku eşit kişiler arası borç ilişkilerini düzenler ve kamu hukuku özel hukuk ayrımında özel hukuk bölümünde yer alır. Ayrıca medeni hukukun en önemli ve en geniş kısmıdır.
  • Gün içinde yaptığımız alışverişlerden, sinemaya veya bir dolmuşa binerek bir yerden bir yere gitmeye, elbise diktirmeye, ödünç almaya, ev kiralanmasına, bir kimseye kasten veya ihmalle maddi veya manevi zarar vermeye kadar tüm bu hususlar borçlar hukuku tarafından düzenleme altına alınmıştır.

BORÇLAR HUKUKUN KAYNAKLARI

  • ASLİ KAYNAKLAR :Kanunlar, Kanun Hükmünde Kararnameler, Tüzükler, Yönetmelikler
  • TALİ KAYNAKLAR: Örf ve Adet Hukuku Kuralları, Hakimin Hukuk Yaratma Yetkisi
  • YARDIMCI KAYNAKLAR: Doktrin, Mahkeme Kararları
  • Borçlar Hukukunun en önemli kaynağı 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’dur. Bu kanundan önce 1926 tarihli ve 818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlükteydi.
  • 2002 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu

TBK’nun 646. maddesinde, TBK’nunTMK’nun tamamlayıcısı olduğundan söz edilmektedir.

Yine TMK’nun 5. maddesinde TMK’nun ve Borçlar Kanununun genel nitelikteki hükümlerinin, uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanacağından bahsedilmektedir.

  • 6100 Sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)

Türk Borçlar Kanunu ticari uyuşmazlıklarda da uygulama alanı bulacaktır.

Türk Borçlar Kanunu Genel Hükümler ve Özel Borç İlişkilerinden (Özel Kısım) oluşmaktadır.

Genel hükümler bölümünde

  • Borç ilişkisinin doğumu
  • Borçların hükmü
  • Borçların sona ermesi
  • Borç ilişkilerinde özel durumlar konuları düzenlenmiştir.

Özel borç ilişkileri başlığını taşıyan ikinci bölümünde ise

  • Satım
  • Trampa
  • Kira
  • Bağışlama
  • Kullanım ve Tüketim Ödüncü
  • Hizmet
  • Vekalet
  • Kefalet vs.

Gibi çeşitli sözleşme tiplerine ilişkin özel hükümlere yer verilmiştir.

  • 3095 Sayılı Kanuni ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun
  • 4857 Sayılı İş Kanunu
  • 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu
  • 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun
  • 6361 Sayılı Finansal Kiralama Kanunu
  • 1447 Sayılı Ticari İşletme Kanunu
  • 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu vs.

Bu kanunlarda da borçlar hukuku ile ilgili hükümlere yer verilmiştir.

BORÇLAR HUKUKUNUN TEMEL İLKELERİ

  • Borç ilişkilerinin nispi niteliği: Borç ilişkilerinin sadece bunun tarafları arasında hüküm ve sonuç doğurmasını ifade eder. İstisnaları: Aile konutu ile ilgili kira sözleşmesine bu sözleşmeye taraf olmayan eşin müdahalelerde bulunma olanağı tanınması, bazı borç ilişkilerinin tapuya şerh verilmek suretiyle üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi, üçüncü kişi yararına sözleşme yapılması gibi istisnalar sayılabilir
  • Sınırlı Sayıda Olmaması: Yasada öngörülmemiş olan bir borç ilişkisi de kurulabilir.
  • Borç İlişkilerinin Geçici Niteliği: Bir borç ilişkisinden doğan haklar zamanaşımına tabi haklardır. Bu nedenle geçici ilişkiler doğururlar.
  • İrade Özerkliği İlkesi: Taraflar, ahlaka, kamu düzenine, kanuna aykırı olmamak üzere hukuki ilişkilerini sözleşme özgürlüğü, eşit konumda olmaları, şekil serbestliği gereğince diledikleri gibi düzenleyebilirler
  • Dürüstlük ilkesi: Taraflar borçlarını yerine getirirken ve haklarını kullanırken objektif olarak iyiniyetli olmalıdırlar.
  • Kusur Sorumluluğu İlkesi: Kusursuz sorumluluk halleri dışında borç ilişkisinden kaynaklanan zararlardan tarafların sorumlu tutulabilmesi için kusurlu olmaları aranır.
  • Üçüncü Kişi Aleyhine Borç Yaratılamaması: Külli halefiyet hali istisna olmak üzere taraflar sözleşme dışında kalan üçüncü kişi aleyhine borç yaratamazlar.
  • İvazlılık (Karşılıklılık İlkesi) : Bağışlama sözleşmesi gibi istisnalar dışında borç ilişkisinde edimler karşılıklılardır.
  • Borçlunun Yerleşim Yerinde İfa İlkesi: Taraflar İfa yerini serbestçe kararlaştırabilirler. Kararlaştırmamışlarsa para ve parça borçları dışındaki borçlar borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir.

BORÇ VE BORÇ İLİŞKİSİ

  • Borç: Verme, Yapma veya Yapmama şeklinde somutlaşan belirli bir insan davranışını ifade eder.
  • Borç İlişkisi: İki taraf arasında kurulan ve borçluyu alacaklıya karşı belli bir davranış biçiminde (edimde) bulunmakla yükümlü kılan hukuki bağdır.

                Unsurları               :

                Alacaklı: Borç konusunun ifasını talep yetkisine sahip olan aktif tarafı oluşturan kişidir.

                Borçlu : Borç ilişkisinden doğan edimi ifayla yükümlü olan ve pasif tarafı oluşturan kişidir.

Alacaklı ve borçlu tarafta birden fazla kişi bulunabilir.

Yine, borç ilişkisinde alacaklı tarafın aynı zamanda borçlu, borçlu tarafında aynı zamanda alacaklı olması mümkündür. Örneğin; satım sözleşmesinde satıcı sattığı malın teslimi açısından borçlu iken, alacağı satım parası açısından alacaklıdır. Bu şekildeki sözleşmeler tam iki tarafa borç yükleyen sözleşme olarak nitelendirilir.

  • Edim (Borç İlişkisinin Konusu) :Alacaklının borçludan isteyebilme hakkına sahip olduğu, borçlunun da yerine getirmekle yükümlü bulunduğu davranış biçimine edim Kefalet ve bağışlama gibi istisnalar dışında sözleşmelerde genellikle birden fazla edim yer alırı.
  1. Edimin Konusu

                Edimin konusu kanunun emredici hükümlerine, ahlak ve adaba, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı olamaz.

  • Edimin belli en azından belirlenebilir olması gerekir.

 

Alacak hakkı: Alacaklının borçludan edimini yerine getirmesini isteme hakkını, (talep hakkı), (yenilik doğurucu haklar), (defi hakları), (dava hakkı)  da bu kapsamdadır.

Dava hakkı :Borçlunun yükümlendiği edimi kendi isteğiyle yerine getirmemesi halinde, alacaklının bu talep hakkını yargı organları aracılığı ile kullanmasını ifade eder.

  1. Edimin Türleri:
  1. Müspet- Menfi Edim

Edimin olumlu olup olmamasına göre ayrılır. Bir şey vermeye, örneğin bir miktar paranın ödenmesine, malın mülkiyet ve zilyetliğin alıcıya geçirilmesine ilişkin edimler gibi, bir şey yapmaya örneğin, işçinin işverene hizmet görmesine ilişkin edimler müspet edimlerdir.

Bir şey yapmamaya, örneğin rekabet yasağı anlaşması gereğince rekabette bulunmamaya veya alacaklı tarafından bir davranışa katlanmaya ilişkin edimlere menfi (olumsuz) edim denir. Bu borçların ihlali halinde cebren icrası mümkün olmayacağı için tazminat yoluna başvurmak gerekecektir.

  1. Şahsi –Maddi Edim :

Edimin bizzat borçlunun kendi bedensel veya fikirsel becerisiyle bizzat kendisi tarafından yerine getirilmesi gerekiyorsa şahsi edimden,  (ki bu tarz edimler boçlunun ölümü ile ortadan kalkarlar ve mirasçılara geçmezler)

Borçlunun malvarlığından yerine getirilmesi gerekiyorsa maddi edimden söz edilir.

  1. Ani, Sürekli ve Dönemli Edim :

Ani edim Satıcının sattığı malı mülkiyeti geçirmek amacıyla alıcıya teslim etmesinde olduğu gibi bir veya birden fazla fiille bir anda yerine getirilen edimlerdir.

Sürekli edim, kira sözleşmesinde kiraya verinin kiralanan şeyi kira süresince sözleşmeden anlaşılacak biçimde kullanılmaya elverişli bir halde bulundurmakla yükümlü olmasında olduğu gibi sürekli bir davranışı gerektirir.

Dönemli edimde ise borçlunun belirli zamanlarda tekrar edilen ani edimleri ifa etmekle yükümlü olması (bir borcun bölüm bölüm muaccel olması veya aynı borç ilişkisinde zaman aralıklı olarak doğması halinde olduğu gibi) söz konusudur. Örneğin kira borcunun her ay ödenmesi.

  1. Bölünebilen –Bölünemez Edim :Taksitle satış sözleşmesinde olduğu gibi, birbirine eşit birden çok parçalara ayrılabilen edimler bölünebilen edim, Rekabet etmemeyi üstlenen tarafın ediminde olduğu gibi konusunu oluşturan şeyin niteliğinde veya değerinde esaslı bir değişiklik olmaksızın birden çok parçalara ayrılması mümkün olmayan edimlerebölünemez edim denir.

e..Parça Borcu- Çeşit Borcu :Parça borcunda (ferdiyle belirlenen edim), edimin konusu taraflarca nitelik ve özellikleriyle tam olarak belirlenir. Örn: T isimli ressamın Güz adlı tablosu, şu şasi numaralı Ford marka otomobil.

Parça borcunda borçlu bu edimin yerine başka biredim veremez. Borcun ifası borçluyayükletilebilecek bir kusur olmaksızın imkansızlaşırsa borç sona ermiş olur.

Çeşit borcunda (neviyle belirlenen edim), edim cins ve miktar olarak belirlenmiştir. Örn: 1 ton pirinç, 100 elbise gibi.

Çeşit borcunda neviyle belirlenen edimin imkansızlaşması söz konusu olmaz. Yine, bir tarlada üretilen 2017 yılı üzümlerin 2 tonluk bölümü şeklinde belirlenen edim  ise sınırlı çeşit borcunu oluşturur.

  1. Münferit Edim-Seçimlik Borç: Borcun taraflarca önceden açıkça belirlenmiş olması halinde münferit bir borç, borcun konusunu birden çok fazla edimin teşkil ettiği, fakat ifasının sadece bunlardan birisi olacağı hallerde seçimlik borç vardır.

Seçimlik yetkide ise; borçluya borç ilişkisinin konusunu oluşturan edimin yerine bir başka edimi ikame ve ifa ederek borçtan kurtulma yetkisinin tanınması söz konusudur.

  • Borç İlişkisinden Doğan Yükümlülükler
  1. İlk Derece Yükümlülükler :Asli edim yükümlülükleri (satım sözleşmesinde satım parasının ifası)

Yan edim yükümlülükleri (kiralanan evin bakımı ya da alıcının malı teslim etmek için yaptığı masraflar

  1. Yan Yükümler :Özen gösterme yükümleri de denmektedir. İfaya yardımcı yan yükümler (satılan malın muhafazası) ve koruyucu yan yükümler (tamir esnasında malın başka bir yerine zarar verilmesi)) şeklinde olabilir.
  2. Tali Yükümler :Kusurlu ifa imkansızlığı, gereği gibi ifa etmeme, temerrüt halinde ödenmesi gereken tazminatı ifade eder.
  3. Yenilik Doğuran Haklar- Defiler

Seçim hakkı, temerrüt durumunda ifadan vazgeçerek tazminat talep etme hakkı, fesih hakkı yenilik doğuran haklara örnek verilebilir.

İki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde kendi edimini ifa etmeden talepte bulunana karşı yöneltilen ödemezlik def’i, kefilin önce borçluyu başvurulması gerektiği yönündeki tartışma def’i  def’iye örnek verilebilir.

  • Borç İlişkisinin Kaynakları
  1. Hukuki İşlemler (Sözleşmeler) :Bir şahsın hukuki sonuç elde etmek amacıyla iradesini açıklamasıdır. Örn: Vasiyetname hazırlamak, nişanlanma.
  2. Haksız Fiiller :Hukuka aykırı, zarar doğurucu eylem ve davranışlar haksız fiildir. Örn: Bir kimsenin vücut bütünlüğüne zarar vererek yaralamak, arabasına zarar vermek, şeref ve haysiyetine haksız saldırıda bulunmak.
  3. Sebepsiz Zenginleşme :Bir kimsenin haklı bir sebep olmaksızın bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşmesidir. Örn: Kesin hükümsüzlük nedeniyle geçerli olmayan bir otomobil satışına ilişkin sözleşmede tarafların edimleri iade yükümlülüğü sebepsiz zenginleşmeye dayanır.

EKSİK BORÇLAR

  • TANIMI: Alacaklının dava ve takip hakkı olmadığı, buna karşılık borçlunun borcunu ödemesi halinde geri isteyemediği borç ilişkisine eksik borç (tabii borç) denir.
  • Gerçek anlamda borç niteliğindedir
  • Eksik borçların ifası mümkün ve geçerlidir ve geri talep edilemez
  • İfa edilmemeleri halinde borçluya karşı alacaklının dava ve takip yoluna başvurma ve hukuken borcun yerine getirilmesini sağlama yetkisi yoktur.
  • TÜRLERİ
  1. Kumar ve bahisten doğan borçlar, İstisnası: Milli piyango, spor toto ve loto, at yarışı
  2. Evlenme simsarlığından (bir sözleşmenin yapılmasını sağlamak için aracılık yapan kişi) doğan ücret borcu
  3. Zamanaşımına uğramış borçlar
  4. Ahlaki görevlerden doğan borçlar

İTİRAZ VE DEFİ

  • İTİRAZ :Borçlunun alacaklının hakkının doğmadığı veya hakkın artık mevcut olmadığı iddiasında olması itiraz teşkil eder. Örn: Sözleşme yapılırken ayırtım gücünden yoksun olunduğunun, borcun ifa sebebiyle sona erdiğinin ileri sürülmesi birer itirazdır. Hakim itirazı re’sen dikkate alır.
  • DEF’İ : Borçlunun alacaklının hakkını kabul ettiği fakat özel sebepler dolayısı ile borcu ifadan kaçınma hakkına sahip olduğu hallerde def’i söz konusudur. Hakim tarafından re’sen dikkate alınmaz.
  • DEF’İ VE İTİRAZ ARASINDAKİ FARKLAR
  1. Def’i hakkından vazgeçme mümkündür. İtiraz bir olay olduğundan vazgeçme mümkün olmadan dikkate alınır.
  2. İtiraz hakim tarafından kendiliğinden dikkate alınır.
  3. Def’i sadece hak sahibi tarafından, itiraz menfaati olan herkes tarafından ileri sürülebilir.
  4. İtiraz hakkın doğmadığını veya sona erdiğini ifade eder, def’i ise sadece hakkın kullanılmasını geçici veya sürekli engeller.

 

HUKUKİ İŞLEMLER VE SÖZLEŞMELER

Bir ya da daha fazla kişinin hukuki sonuç doğuran açıklamaları sonucunda bir hakkın kurulması, devredilmesi ya da sona ermesi gibi sonuç doğuran hukuki olgulara hukuki işlem denir.

Unsurları

  • Kurucu Unsurlar

İrade açıklaması Örn:  taşınır satışında mülkiyetin devri, taşınmaz satışında tescil, evlilik sözleşmesinin resmi memur önünde yapılması,

  • Etkinlik Unsurları

Geciktirici koşula bağlı bir sözleşmenin sonuç doğurmasının bu koşulun gerçekleşmesine bağlı olması, Örn: vesayet makamının onayı

  • Geçerlilik Unsurları

Kesin hükümsüzlüğe (butlan) yol açan geçersizlik sebeplerinin bulunmaması; İşlemin hukuka, ahlaka, emredici hukuk kurallarına, kişilik haklarına, kamu düzenine aykırı olmaması, işlem konusunun başlangıçta imkansız, muvazaanın  olmaması, kanuni şekle uygunluk.

Ayırt etme gücünden yoksun olanın yaptığı sözleşme, temsil yetkisi olmayan temsilcinin yaptığı sözleşme gibi askıda geçersizlik hallerinin bulunmaması

Yanılma, aldatma, korkutma, aşırı yararlanma hallerindeki irade sakatlıkları gibi askıda geçerlilik sebeplerinin işlemde bulunmaması

  • İrade Açıklaması

İrade açıklaması kişilerin hukuki sonuca ulaştıracak isteklerini dış dünyaya yansıtmalarıdır. İradenin açığa vurulması açık (sarih) olabileceği gibi, örtülü (zımni) de olabilir.

Susma kabul değil ret anlamına gelir. İstisnası: vekalet sözleşmesinde susmanın icabı kabul sonucunu doğurması.

İrade açıklaması irade ve beyan unsurundan oluşur.

Hukuki fiiller, hukuk düzeninin kendisine hukuki sonuç bağladığı insan davranışı ürünü fiillerdir. Hukuka uygun ve aykırı olmak üzere iki şekilde karşımıza çıkar.

Hukuka uygun fiiller, hukuki işlemler, hukuki işlem benzeri fiiller (ihtar), maddi fiiller (zilyetliğin kazanılması, yerleşim yeri tesisi), bilgi açıklamaları (borcun ikrarı, zamanaşımının kesilmesi), duygu açıklamaları (kötü muamelede eş tarafından affın gerçekleşmesi) şekillerinde karşımıza çıkar.

Hukuki işlemler malvarlığının pasif kısmını artıran borçlandırıcı,

Bir hak veya hukuki ilişkiyi doğrudan etkileyen, sınırlayan, karşı tarafa geçiren ortadan kaldıran tasarruf işlemleri (taşınır, taşınmaz satışı)

Tarafların sayısı bakımında tek taraflı (vasiyetname, vakıf kurma, çok taraflı (hukuki işlem, karar ve sözleşme ) işlemler olmak üzere türlere ayrılır.

SÖZLEŞMELER

Sözleşme iki tarafın belli bir hukuki sonuca yönelik karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla kurulur.

SÖZLEŞMELER

Tek tarafa (bağışlama ) ve iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler olmak üzere çeşitlere ayrılır. İki taraflılar ise tam iki tarafa borç yükleyen (satım) veya eksik iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler (kullanım ödüncü, tüketim ödüncü, vekalet ve saklama sözleşmeleri) ayrımına tabi tutulabilir.

SÖZLEŞMELERİN KURULMASI

Bir sözleşmenin kurulması için birbirine uygun olan irade beyanlarından ilkine öneri (icap), ikincisine kabul denir. Tarafların rıza açıklaması açık (sarih) olabileceği gibi, kapalı hareket ve tavırlarla da olabilir.

Sözleşmelerin kurulması için tarafların sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuş olmaları gerekir. Mal satımına ilişkin sözleşmede mal ve bedeli konusunda anlaşmış olmalılar.

Taraflar malın teslim tarihi, yeri ve ödeme koşulları gibi ikinci derecedeki noktalarda anlaşmayı sonraya bırakmışlar, ve sonradan anlaşamamışlarsa hakim kanun hükümlerine, sözleşmenin niteliğine göre bu boşlukları dolduracaktır.

Öneri (İcap):

Sözleşme yapma teklifine öneri denir.

  • Öneri karşı tarafa yöneltilmiş olmalıdır. Karşı taraf tek bir kişi olabileceği bir mağazanın vitrinine konulan elbisede olduğu gibi herkes de olabilir.
  • Öneri sözleşmenin bütün esaslı unsurlarını içermelidir.
  • Öneriyi yapan önerisiyle bağlı kalmak niyetinde olmalıdır.

Öneriye davet:

Fiyat göstermeksizin yapmış yapılan reklamlar, vitrinde fiyat etiketsiz ürün sergilenmesi, öneriye davetken, fiyat listesi veya benzerlerinin gönderilmesi aksi anlaşılmadıkça öneri sayılır.

Ismarlanmamış şeyin gönderilmesi ise öneri sayılmaz. Bunu alan kişinin onu göndermek veya saklamakla yükümlü değildir.

Öneri ile Bağlanma Süresi:

Süreli Öneri :

Öneren kabul için belli bir süre tayin etmişse bu sürenin sonuna kadar önerisi ile bağlıdır.

Önerene süresi içinde ulaşacak şekilde gönderilmiş bulunan kabul haberi süre bittikten sonra teklif yapana ulaşırsa, teklif yapan sözleşmenin kurulmasını istemiyorsa bu durumu ve önerisi ile bağlı olmadığını derhal karşı tarafa bildirmek zorundadır.

Süresiz Öneri :

Öneren kabul için bir süre tayin etmemişse ve hazır bulunanlar arasında yapılan bir öneri ise derhal kabul edilmezse öneren önerisi ile bağlı olmaktan kurtulur.

Karşı karşıya olmayanlar arasında süre belirtilmeksizin yapılan öneri, zamanında gönderilmiş bir kabul haberinin normal olarak ulaşması gereken ana kadar öneriyi yapanı bağlar.

Geç gönderilen kabul haberi yeni bir öneri niteliğindedir.

Önerinin Geri Alınması

Karşı taraf kendisine ulaşan öneriyi öğrendikten sonra öneren önerisini geri alamaz. Geri alınma haberi, önerinin ulaşmasından önce ya da aynı zamanda ulaşırsa veya öneriden sonra ulaşmakla beraber, öneriyi öğrenmeden önce geri alma beyanı öğrenilirse geçerlidir. Bu kurallar kabulün geri alınmasında da geçerlidir.

Öneren önerisiyle bağlı bulunduğu sırada ölürse öneri geçersiz olmaz. Sözleşmenin yerine getirilmesi hükmü mirasçılara geçer.

Vekalet, eser, hizmet sözleşmelerine ilişkin önerilerde karşı tarafın ölümü veya ehliyetini yitirmesi halinde öneri hükümsüz kalacaktır.

Kabul      :

Önerinin kabulü ile sözleşme meydana gelir. Kabul beyanının öneriyi tam olarak uygun olması gerekir. Öneride her hangi bir değişiklik yapan beyan kabul değil yeni bir öneridir.

Sözleşmenin Kurulduğu ve Hüküm İfade Ettiği An

Hazır bulunanlar arasındaki sözleşme kabul beyanı ile birlikte kurulmuş sayılır.

Hazır bulunmayanlar arasındaki sözleşmeler kabul haberinin ulaştığı an kurulmuş sayılır.

Hüküm anı ise kabul haberinin gönderildiği andan itibarendir. Açık bir kabule ihtiyaç olmayan sözleşmelerde ise sözleşme hükümleri önerinin ulaşması ile başlar.

SÖZLEŞME ÖZGÜRLÜĞÜ

Sözleşme özgürlüğü kişilerin diledikleri sözleşmeyi diledikleri şartlarda yapma özgürlüğünü kapsadığı gibi yapmama özgürlüğünü de kapsar.

Sözleşme serbestisinin istisnası; dürüstlük kuralı bazı sözleşmelerin yapılamasını zorunlu kılabilir. Örneğin; bir hizmet konusunda tekel durumunda olanlar – Doğal gaz elektrik ve su sağlayanlar isteyen her kişiyle sözleşme yapmak zorundadırlar. Aynı şekilde Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a göre satıcı tüketiciye mal satmaktan kaçınamaz.

Sözleşme özgürlüğünün diğer bir sınırı ise; hukuka, kamu düzenine, ahlaka ve kişilik haklarına aykırı ve konusu imkansız bir sözleşme konusunun, koşullarının belirlenememesidir.

Sözleşme yapma zorunluluğunda olunan haller dışında dilenilen kişiyle sözleşme yapabilme özgürlüğü de mevcuttur.


GENEL İŞLEM KOŞULLARI

  • Bir tarafın ileride çok sayıda yapacağı sözleşmelerde kullanma amacıyla tek başına önceden hazırlayıp diğer tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir.
  • Bu tarz sözleşmelerde sözleşme hükümleri tartışma ve karşı tarafın isteği ile üzerinde değişiklik yapmaya açık değildir. Bankacılık, sigorta, seyahat sözleşmeleri gibi sözleşmeler buna örnek olarak verilebilir.
  • Daha önceden hazırlanmış böyle bir sözleşmenin muhatabı olan kişi ya kendisine dayatılan bu sözleşmeyi kabul edecek ya da bu sözleşmeyi kurmaktan vazgeçecektir.
  • Bu tarz genel işlem koşulları taşıyan bir sözleşme ile ilgili 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununda belirli düzenlemeler yapılmıştır.
  • Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 6. maddesi bu hususla ilgili « satıcı veya sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır. Taraflardan birinin tüketicinin aleyhine oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için bağlayıcı değildir. « hükmüne amirdir.
  • Genel işlem koşularının sözleşme metninde veya ekinde yer alması, kapsamı, yazı türü ve şekli nitelendirmede önem taşımaz. Ayrıca düzenlenen sözleşme metinlerinin özdeş olmaması, bu sözleşmelerin içerdiği hükümlerin, genel işlem sayılmasını engellemez. Bu koşulların her birinin tartışılarak kabul edildiğine ilişkin kayıtlar da tek başına onları genel işlem koşulu olmaktan çıkarmaz.

Genel İşlem Koşulları İle İlgili Karşı Tarafı Korumaya Yönelik Hükümler

  • Yazılmamış sayılma hükmü gereğince; karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşulları bunların varlığı hakkında açıkça bilgi verilip, bunların içeriğini öğrenme imkanı sağlanmamış ve kabul edilmemişse yazılmamış sayılır.
  • Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları yazılmamış sayılır.
  • Düzenleyene tek yanlı olarak karşı taraf aleyhine genel işlem koşullarını içeren sözleşmenin hükmünü değiştirme ya da yeni düzenleme getirme yetkisi veren kayıtlar yazılmamış sayılır.
  • Sözleşmenin yazılmamış sayılan genel işlem koşulları dışındaki hükümleri geçerliliğini korur.

Düzenleyenin Aleyhine Yorumlama:

  • Genel işlem koşullarında yer alan bir hüküm, açık ve anlaşılır değilse veya birden çok anlama geliyorsa, düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine yorumlanır.
  • Genel işlem koşulları, dürüstlük kurallarına aykırı olarak karşı tarafın aleyhine ve onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz. Bu tarz hükümlerin yaptırımı kesin hükümsüzlüktür.

 

SÖZLEŞMENİN GEÇERLİLİĞİ

Sözleşmenin geçerlilik koşullarına aykırılık kesin hükümsüzlük (butlan) sebebidir. Geçerlilik koşulları;

  • Sözleşmenin fiil ehliyetin sahip kişi tarafından kurulması,

Tarafların tam ehliyetli olması gerekir. Ancak sınırlı ehliyetsizlerin tek başlarına veya kanuni temsilcilerinin izni ile yapabilecekleri işlemler ehliyet açısından geçerlidir.

Sözleşme ehliyeti tam ehliyetli olmayı gerektirirken, haksız fiil için sadece sezgin olmak yeterlidir.

  • Hukuka, ahlaka aykırı olmaması
  • Sözleşme konusunun sözleşmenin yapıldığı sırada imkansız olmaması

Sözleşme yapıldıktan sonraki imkansızlık ise geçersizlik sonucunu doğurmayıp, karşı tarafın kusurlu olup olmamasına göre tazminat ile sorumlu tutulmasını sağlar.

  • Muvazaanın olmaması
  • Geçerlilik şekline bağlı sözleşmenin bu şekli uygun olarak yapılması
  • Alacağın temliki, fikir ve sanat eserleri üzerindeki mali hakların devri sözleşmesi, patent haklarına ilişkin sözleşmeler yazılı yapılır. Kefalet sözleşmesinde kefil olunan kısmın kefil olan tarafından el yazısı ile yazılması, el yazısı ile yazılan vasiyetin tümünün el yazısı ile yazılması gereklidir.
  • İmza el ile atılmalıdır. Güvenilir elektronik imza el ile atılan imza ile aynı sonucu doğurur. Bu adi yazılı şekil için geçerli bir durumdur.
  • Görme engellilerin imza atması ancak imzalarının onaylanması veya metin hakkında bilgi sahibi olduklarının kanıtlanması halinde geçerlidir.
  • Bedensel özürlüler veya okuma yazma bilmeyenler el ile yaptıkları ve usulüne uygun onaylattıkları bir işareti ya da mührü imza yerine geçmek üzere kullanabilirler veya parmak basabilirler.
  • Resmi şekle bağlı sözleşmelere resmi bir makamın resmiyet vermesi gerekir. Düzenleme veya onaylama şeklinde yapılabilir.
  • Kanunen şekle bağlı bir sözleşmenin değiştirilmesi de tamamlayıcı veya yan hükümler dışında aynı koşullara tabidir.
  • Hukuki İşlemin Tahvili (Dönüştürülmesi)
  • Şekil kuralına bağlı olarak yapılması gereken bir sözleşme bu kurala uygun olarak yapılmamış ama bu durumuyla geçerli ve benzer bir başka sözleşmenin geçerlilik şartlarını taşıyorsa bu sözleşmenin yapılmış sayılmasına hukuki işlemin tahvili denir.

İRADE VE BEYAN ARASINDAKİ UYUMSUZLUKLAR
BİLİNÇLİ YAPILAN UYUMSUZLUKLAR

  • Latife Beyanı :İrade beyanında bulunan kişinin, hukuki işlem yapma iradesi yokken, şaka olarak beyanda bulunmasına latife beyanı denir. Bağlayıcılığı yoktur ve sonuç doğurmaz.
  • Zihni Kayıt : İrade açıklamasında bulunan kişinin, bu iradesinin sonucunu arzulamadığı halde kendi zihninde bu durumu saklı tutmasıdır. Örneğin; Açık artırma ile satışa katılan kişi satın almak için değil, sadece bedelin artırılması için beyanda bulunmuş ve satış kendi üzerinde kalmışsa bu beyanıyla bağlıdır.
  • Muvazaa: Bir sözleşmede tarafların iradelerinde 3. kişileri kandırmak için bilerek ve isteyerek yarattıkları uyumsuzluktur.
  • Sözleşmenin unsurlarında muvazaa (Ör: masrafları azaltmak için bedelin düşük gösterilmesi) ve
  • Sözleşmenin niteliğinde mutlak (Ör: Alacaklılardan mal kaçırmak için malvarlığının devri) ve nispi muvazaa (Ör: Bağış sözleşmesinin satış olarak gösterilmesi)gibi çeşitleri vardır.
  • İnançlı temlik ise üçüncü kişileri kandırma amacı olmaksızın güven ilişkisine dayanılarak, bir eşyanın mülkiyetinin geçici bir süreliğine, geri verme taahhüdü ile devredilmesidir.

BİLİNÇSİZ YAPILAN UYUMSUZLUKLAR

Bilinçsiz yapılan irade bozuklukları yanılma, aldatma, korkutmadır.

Yanılma (Hata) : Bir kimsenin olayları yanlış algılaması, bunları yanlış değerlendirmesidir. Esaslı hatalar hukuki işlemin iptaline neden olur.

Esaslı Yanılma Halleri :

  1. Açıklamada Yanılma
  • Sözleşmenin niteliğinde yanılma
  • Sözleşmenin konusunda yanılma
  • Kişide yanılma (kişinin niteliğinde değil, kimliğinde yanılma olmalıdır).
  • İvazda yanılma
  • Hesap yanlışları
  1. Saikte yanılma (temel hatası)
  • Sözleşmeyi yapmaya iten sebebin (saik) sözleşmenin iptaline yol açması için, yanılanın saiki sözleşmenin temeli sayması
  • Bu durumun iş ilişkilerinde geçerli dürüstlük kurallarına uygun bulunması
  • Bu durum karşı tarafça bilinebilir olması gerekir.

Yanılma nedeni ile sözleşmenin iptalini isteme süresi 1 yıl ve her halde 10 yıldır.

Yanılma nedeni ile sözleşmenin iptali halinde ;

  • Sözleşmenin yanılma nedeni ile iptal edilmiş olması
  • Yanılanın kusurlu olması
  • Sözleşmenin iptali nedeni ile diğer tarafın zarara uğraması
  • Zarara uğrayanın diğer tarafın yanıldığını bilmemesi gerekir.

 

Aldatma :

Aldatmada kişinin yanılmasının sebebi yanıltılıp, kandırılmasıdır.

Üçüncü kişinin aldatmasının sözleşmenin iptaline sebep olması, lehine hile yapılan sözleşme tarafının bunu bilmesi veya bilmesi gerekmesi koşuluna bağlıdır.

Üçüncü kişiye karşı aldatması nedeni ile haksız fiil davası açılabilir.

Koşulları:

  • Aldatma fiilinin varlığı
  • Aldatma kastı
  • İlliyet bağı

Sözleşmenin iptali  süresi aldatıldığının öğrenildiği tarihten itibaren1 yıl ve her halde 10 yıldır.

Korkutma:

Korkutmada kişinin iradesi karşı tarafın zor kullanması ya da tehdit etmesinden dolayı gerçek iradesini yansıtmamaktadır.

Bu tehditler malvarlığına veya şahısvarlığına yönelik manevi yönden zorlama şeklindedir.

Koşulları:

  • Korkutmanın diğer tarafa ya da yakınlarına yönelik olması
  • Korkutmanın ağır ve derhal gerçekleşebilecek bir tehlike oluşturması

Sözleşmenin iptali için korkutmanın ortadan kalktığı tarihten itibaren 1 yıl içinde başvurulması gerekir.

Aşırı Yararlanma (Gabin)

Kişinin içinde bulunduğu özel durumdan dolayı bir diğer tarafın sözleşmeden kendi menfaatine yararlanması durumudur.

Koşulları :

  • Zor durumda bulunma, düşüncesizlik veya deneyimsizlikten yararlanılarak
  • Edimler arasında açık oransızlık yaratılmasıdır.
  • Yararlanılan kişi edimin verilmesini geri isteyebilir veya sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir.
  • Bu hak düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği, zor durumda kalmada ise bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak 1 yıl her halde ise 5 yıl içinde kullanılabilir.

 

 

Konunun devamı için tıklayın

https://medenigenel.com/index.php/2018/08/03/borclar-hukuku-genel-bilgiler-2/

İlgili Mesajlar

3
Kimler Neler Demiş?

avatar
2 Comment threads
1 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
2 Comment authors
medeni genelceyudhud Recent comment authors
  Subscribe  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
trackback

[…] Konunun devamı için tıklayın […]

ceyudhud
Ziyaretçi
ceyudhud

konunun devamı yok