Borçlar Hukuku Tüm Ders Notları

borçlar hukuku tüm ders notları

Borçlar Hukuku Ders Notları

 

 

BORÇLAR HUKUKUN KONUSU

Borçlar hukuku eşit kişiler arası borç ilişkilerini düzenler ve kamu hukuku özel hukuk ayrımında özel hukuk bölümünde yer alır. Ayrıca medeni hukukun en önemli ve en geniş kısmıdır.
Gün içinde yaptığımız alışverişlerden, sinemaya veya bir dolmuşa binerek bir yerden bir yere gitmeye, elbise diktirmeye, ödünç almaya, ev kiralanmasına, bir kimseye kasten veya ihmalle maddi veya manevi zarar vermeye kadar tüm bu hususlar borçlar hukuku tarafından düzenleme altına alınmıştır.

BORÇLAR HUKUKUN KAYNAKLARI

ASLİ KAYNAKLAR : Kanunlar, Kanun Hükmünde Kararnameler, Tüzükler, Yönetmelikler
TALİ KAYNAKLAR: Örf ve Adet Hukuku Kuralları, Hakimin Hukuk Yaratma Yetkisi
YARDIMCI KAYNAKLAR: Doktrin, Mahkeme Kararları

Borçlar Hukukunun en önemli kaynağı 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’dur. Bu kanundan önce 1926 tarihli ve 818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlükteydi.
2002 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu  TBK’nun 646. maddesinde, TBK’nun TMK’nun tamamlayıcısı olduğundan söz edilmektedir.
Yine TMK’nun 5. maddesinde TMK’nun ve Borçlar Kanununun genel nitelikteki hükümlerinin, uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanacağından bahsedilmektedir.

6100 Sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)
Türk Borçlar Kanunu ticari uyuşmazlıklarda da uygulama alanı bulacaktır.
Türk Borçlar Kanunu Genel Hükümler ve Özel Borç İlişkilerinden (Özel Kısım) oluşmaktadır.
Genel hükümler bölümünde
Borç ilişkisinin doğumu
Borçların hükmü
Borçların sona ermesi
Borç ilişkilerinde özel durumlar konuları düzenlenmiştir.

Özel borç ilişkileri başlığını taşıyan ikinci bölümünde ise
Satım
Trampa
Kira
Bağışlama
Kullanım ve Tüketim Ödüncü
Hizmet
Vekalet
Kefalet vs.
Gibi çeşitli sözleşme tiplerine ilişkin özel hükümlere yer verilmiştir.

 

3095 Sayılı Kanuni ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun
4857 Sayılı İş Kanunu
2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu
4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun
6361 Sayılı Finansal Kiralama Kanunu
1447 Sayılı Ticari İşletme Kanunu
5411 Sayılı Bankacılık Kanunu vs.
Bu kanunlarda da borçlar hukuku ile ilgili hükümlere yer verilmiştir.

 

BORÇLAR HUKUKUNUN TEMEL İLKELERİ

Borç ilişkilerinin nispi niteliği: Borç ilişkilerinin sadece bunun tarafları arasında hüküm ve sonuç doğurmasını ifade eder. İstisnaları: Aile konutu ile ilgili kira sözleşmesine bu sözleşmeye taraf olmayan eşin müdahalelerde bulunma olanağı tanınması, bazı borç ilişkilerinin tapuya şerh verilmek suretiyle üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi, üçüncü kişi yararına sözleşme yapılması gibi istisnalar sayılabilir
Sınırlı Sayıda Olmaması: Yasada öngörülmemiş olan bir borç ilişkisi de kurulabilir.
Borç İlişkilerinin Geçici Niteliği: Bir borç ilişkisinden doğan haklar zamanaşımına tabi haklardır. Bu nedenle geçici ilişkiler doğururlar.
İrade Özerkliği İlkesi: Taraflar, ahlaka, kamu düzenine, kanuna aykırı olmamak üzere hukuki ilişkilerini sözleşme özgürlüğü, eşit konumda olmaları, şekil serbestliği gereğince diledikleri gibi düzenleyebilirler
Dürüstlük ilkesi: Taraflar borçlarını yerine getirirken ve haklarını kullanırken objektif olarak iyiniyetli olmalıdırlar.
Kusur Sorumluluğu İlkesi: Kusursuz sorumluluk halleri dışında borç ilişkisinden kaynaklanan zararlardan tarafların sorumlu tutulabilmesi için kusurlu olmaları aranır.
Üçüncü Kişi Aleyhine Borç Yaratılamaması: Külli halefiyet hali istisna olmak üzere taraflar sözleşme dışında kalan üçüncü kişi aleyhine borç yaratamazlar.
İvazlılık (Karşılıklılık İlkesi) : Bağışlama sözleşmesi gibi istisnalar dışında borç ilişkisinde edimler karşılıklılardır.
Borçlunun Yerleşim Yerinde İfa İlkesi: Taraflar İfa yerini serbestçe kararlaştırabilirler. Kararlaştırmamışlarsa para ve parça borçları dışındaki borçlar borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir.

BORÇ VE BORÇ İLİŞKİSİ

Borç: Verme, Yapma veya Yapmama şeklinde somutlaşan belirli bir insan davranışını ifade eder.
Borç İlişkisi: İki taraf arasında kurulan ve borçluyu alacaklıya karşı belli bir davranış biçiminde (edimde) bulunmakla yükümlü kılan hukuki bağdır.
Unsurları :
Alacaklı: Borç konusunun ifasını talep yetkisine sahip olan aktif tarafı oluşturan kişidir.
Borçlu : Borç ilişkisinden doğan edimi ifayla yükümlü olan ve pasif tarafı oluşturan kişidir.
Alacaklı ve borçlu tarafta birden fazla kişi bulunabilir.
Yine, borç ilişkisinde alacaklı tarafın aynı zamanda borçlu, borçlu tarafında aynı zamanda alacaklı olması mümkündür. Örneğin; satım sözleşmesinde satıcı sattığı malın teslimi açısından borçlu iken, alacağı satım parası açısından alacaklıdır. Bu şekildeki sözleşmeler tam iki tarafa borç yükleyen sözleşme olarak nitelendirilir.
Edim (Borç İlişkisinin Konusu) : Alacaklının borçludan isteyebilme hakkına sahip olduğu, borçlunun da yerine getirmekle yükümlü bulunduğu davranış biçimine edim denir. Kefalet ve bağışlama gibi istisnalar dışında sözleşmelerde genellikle birden fazla edim yer alırı.

1. Edimin Konusu

Edimin konusu kanunun emredici hükümlerine, ahlak ve adaba, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı olamaz.
Edimin belli en azından belirlenebilir olması gerekir.

Alacak hakkı: Alacaklının borçludan edimini yerine getirmesini isteme hakkını, (talep hakkı), (yenilik doğurucu haklar), (defi hakları), (dava hakkı) da bu kapsamdadır.
Dava hakkı : Borçlunun yükümlendiği edimi kendi isteğiyle yerine getirmemesi halinde, alacaklının bu talep hakkını yargı organları aracılığı ile kullanmasını ifade eder.

2. Edimin Türleri:

Müspet- Menfi Edim
Edimin olumlu olup olmamasına göre ayrılır. Bir şey vermeye, örneğin bir miktar paranın ödenmesine, malın mülkiyet ve zilyetliğin alıcıya geçirilmesine ilişkin edimler gibi, bir şey yapmaya örneğin, işçinin işverene hizmet görmesine ilişkin edimler müspet edimlerdir.
Bir şey yapmamaya, örneğin rekabet yasağı anlaşması gereğince rekabette bulunmamaya veya alacaklı tarafından bir davranışa katlanmaya ilişkin edimlere menfi (olumsuz) edim denir. Bu borçların ihlali halinde cebren icrası mümkün olmayacağı için tazminat yoluna başvurmak gerekecektir.
b. Şahsi –Maddi Edim :
Edimin bizzat borçlunun kendi bedensel veya fikirsel becerisiyle bizzat kendisi tarafından yerine getirilmesi gerekiyorsa şahsi edimden, (ki bu tarz edimler boçlunun ölümü ile ortadan kalkarlar ve mirasçılara geçmezler)
Borçlunun malvarlığından yerine getirilmesi gerekiyorsa maddi edimden söz edilir.
c. Ani, Sürekli ve Dönemli Edim :
Ani edim Satıcının sattığı malı mülkiyeti geçirmek amacıyla alıcıya teslim etmesinde olduğu gibi bir veya birden fazla fiille bir anda yerine getirilen edimlerdir.
Sürekli edim, kira sözleşmesinde kiraya verinin kiralanan şeyi kira süresince sözleşmeden anlaşılacak biçimde kullanılmaya elverişli bir halde bulundurmakla yükümlü olmasında olduğu gibi sürekli bir davranışı gerektirir.
Dönemli edimde ise borçlunun belirli zamanlarda tekrar edilen ani edimleri ifa etmekle yükümlü olması (bir borcun bölüm bölüm muaccel olması veya aynı borç ilişkisinde zaman aralıklı olarak doğması halinde olduğu gibi) söz konusudur. Örneğin kira borcunun her ay ödenmesi.
d. Bölünebilen –Bölünemez Edim : Taksitle satış sözleşmesinde olduğu gibi, birbirine eşit birden çok parçalara ayrılabilen edimler bölünebilen edim, Rekabet etmemeyi üstlenen tarafın ediminde olduğu gibi konusunu oluşturan şeyin niteliğinde veya değerinde esaslı bir değişiklik olmaksızın birden çok parçalara ayrılması mümkün olmayan edimlere bölünemez edim denir.
e.. Parça Borcu- Çeşit Borcu : Parça borcunda (ferdiyle belirlenen edim), edimin konusu taraflarca nitelik ve özellikleriyle tam olarak belirlenir. Örn: T isimli ressamın Güz adlı tablosu, şu şasi numaralı Ford marka otomobil.
Parça borcunda borçlu bu edimin yerine başka bir edim veremez. Borcun ifası borçluya yükletilebilecek bir kusur olmaksızın imkansızlaşırsa borç sona ermiş olur.
Çeşit borcunda (neviyle belirlenen edim), edim cins ve miktar olarak belirlenmiştir. Örn: 1 ton pirinç, 100 elbise gibi.
Çeşit borcunda neviyle belirlenen edimin imkansızlaşması söz konusu olmaz. Yine, bir tarlada üretilen 2017 yılı üzümlerin 2 tonluk bölümü şeklinde belirlenen edim ise sınırlı çeşit borcunu oluşturur.
f. Münferit Edim-Seçimlik Borç: Borcun taraflarca önceden açıkça belirlenmiş olması halinde münferit bir borç, borcun konusunu birden çok fazla edimin teşkil ettiği, fakat ifasının sadece bunlardan birisi olacağı hallerde seçimlik borç vardır.
Seçimlik yetkide ise; borçluya borç ilişkisinin konusunu oluşturan edimin yerine bir başka edimi ikame ve ifa ederek borçtan kurtulma yetkisinin tanınması söz konusudur.

Borç İlişkisinden Doğan Yükümlülükler

İlk Derece Yükümlülükler : Asli edim yükümlülükleri (satım sözleşmesinde satım parasının ifası)
Yan edim yükümlülükleri (kiralanan evin bakımı ya da alıcının malı teslim etmek için yaptığı masraflar
Yan Yükümler : Özen gösterme yükümleri de denmektedir. İfaya yardımcı yan yükümler (satılan malın muhafazası) ve koruyucu yan yükümler (tamir esnasında malın başka bir yerine zarar verilmesi)) şeklinde olabilir.
Tali Yükümler : Kusurlu ifa imkansızlığı, gereği gibi ifa etmeme, temerrüt halinde ödenmesi gereken tazminatı ifade eder.
Yenilik Doğuran Haklar- Defiler
Seçim hakkı, temerrüt durumunda ifadan vazgeçerek tazminat talep etme hakkı, fesih hakkı yenilik doğuran haklara örnek verilebilir.
İki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde kendi edimini ifa etmeden talepte bulunana karşı yöneltilen ödemezlik def’i, kefilin önce borçluyu başvurulması gerektiği yönündeki tartışma def’i def’iye örnek verilebilir.

Borç İlişkisinin Kaynakları

Hukuki İşlemler (Sözleşmeler) : Bir şahsın hukuki sonuç elde etmek amacıyla iradesini açıklamasıdır. Örn: Vasiyetname hazırlamak, nişanlanma.
Haksız Fiiller : Hukuka aykırı, zarar doğurucu eylem ve davranışlar haksız fiildir. Örn: Bir kimsenin vücut bütünlüğüne zarar vererek yaralamak, arabasına zarar vermek, şeref ve haysiyetine haksız saldırıda bulunmak.
Sebepsiz Zenginleşme : Bir kimsenin haklı bir sebep olmaksızın bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşmesidir. Örn: Kesin hükümsüzlük nedeniyle geçerli olmayan bir otomobil satışına ilişkin sözleşmede tarafların edimleri iade yükümlülüğü sebepsiz zenginleşmeye dayanır.

EKSİK BORÇLAR

TANIMI: Alacaklının dava ve takip hakkı olmadığı, buna karşılık borçlunun borcunu ödemesi halinde geri isteyemediği borç ilişkisine eksik borç (tabii borç) denir.
Gerçek anlamda borç niteliğindedir
Eksik borçların ifası mümkün ve geçerlidir ve geri talep edilemez
İfa edilmemeleri halinde borçluya karşı alacaklının dava ve takip yoluna başvurma ve hukuken borcun yerine getirilmesini sağlama yetkisi yoktur.

TÜRLERİ

Kumar ve bahisten doğan borçlar, İstisnası: Milli piyango, spor toto ve loto, at yarışı
Evlenme simsarlığından (bir sözleşmenin yapılmasını sağlamak için aracılık yapan kişi) doğan ücret borcu
Zamanaşımına uğramış borçlar
Ahlaki görevlerden doğan borçlar

İTİRAZ VE DEFİ

İTİRAZ : Borçlunun alacaklının hakkının doğmadığı veya hakkın artık mevcut olmadığı iddiasında olması itiraz teşkil eder. Örn: Sözleşme yapılırken ayırtım gücünden yoksun olunduğunun, borcun ifa sebebiyle sona erdiğinin ileri sürülmesi birer itirazdır. Hakim itirazı re’sen dikkate alır.
DEF’İ : Borçlunun alacaklının hakkını kabul ettiği fakat özel sebepler dolayısı ile borcu ifadan kaçınma hakkına sahip olduğu hallerde def’i söz konusudur. Hakim tarafından re’sen dikkate alınmaz.
DEF’İ VE İTİRAZ ARASINDAKİ FARKLAR
1. Def’i hakkından vazgeçme mümkündür. İtiraz bir olay olduğundan vazgeçme mümkün olmadan dikkate alınır.
2. İtiraz hakim tarafından kendiliğinden dikkate alınır.
3. Def’i sadece hak sahibi tarafından, itiraz menfaati olan herkes tarafından ileri sürülebilir.
4. İtiraz hakkın doğmadığını veya sona erdiğini ifade eder, def’i ise sadece hakkın kullanılmasını geçici veya sürekli engeller.

HUKUKİ İŞLEMLER VE SÖZLEŞMELER

Bir ya da daha fazla kişinin hukuki sonuç doğuran açıklamaları sonucunda bir hakkın kurulması, devredilmesi ya da sona ermesi gibi sonuç doğuran hukuki olgulara hukuki işlem denir.

Unsurları

Kurucu Unsurlar
İrade açıklaması Örn: taşınır satışında mülkiyetin devri, taşınmaz satışında tescil, evlilik sözleşmesinin resmi memur önünde yapılması,
Etkinlik Unsurları
Geciktirici koşula bağlı bir sözleşmenin sonuç doğurmasının bu koşulun gerçekleşmesine bağlı olması, Örn: vesayet makamının onayı
Geçerlilik Unsurları
Kesin hükümsüzlüğe (butlan) yol açan geçersizlik sebeplerinin bulunmaması; İşlemin hukuka, ahlaka, emredici hukuk kurallarına, kişilik haklarına, kamu düzenine aykırı olmaması, işlem konusunun başlangıçta imkansız, muvazaanın olmaması, kanuni şekle uygunluk.
Ayırt etme gücünden yoksun olanın yaptığı sözleşme, temsil yetkisi olmayan temsilcinin yaptığı sözleşme gibi askıda geçersizlik hallerinin bulunmaması
Yanılma, aldatma, korkutma, aşırı yararlanma hallerindeki irade sakatlıkları gibi askıda geçerlilik sebeplerinin işlemde bulunmaması
İrade Açıklaması
İrade açıklaması kişilerin hukuki sonuca ulaştıracak isteklerini dış dünyaya yansıtmalarıdır. İradenin açığa vurulması açık (sarih) olabileceği gibi, örtülü (zımni) de olabilir.
Susma kabul değil ret anlamına gelir. İstisnası: vekalet sözleşmesinde susmanın icabı kabul sonucunu doğurması.
İrade açıklaması irade ve beyan unsurundan oluşur.
Hukuki fiiller, hukuk düzeninin kendisine hukuki sonuç bağladığı insan davranışı ürünü fiillerdir. Hukuka uygun ve aykırı olmak üzere iki şekilde karşımıza çıkar.
Hukuka uygun fiiller, hukuki işlemler, hukuki işlem benzeri fiiller (ihtar), maddi fiiller (zilyetliğin kazanılması, yerleşim yeri tesisi), bilgi açıklamaları (borcun ikrarı, zamanaşımının kesilmesi), duygu açıklamaları (kötü muamelede eş tarafından affın gerçekleşmesi) şekillerinde karşımıza çıkar.
Hukuki işlemler malvarlığının pasif kısmını artıran borçlandırıcı,
Bir hak veya hukuki ilişkiyi doğrudan etkileyen, sınırlayan, karşı tarafa geçiren ortadan kaldıran tasarruf işlemleri (taşınır, taşınmaz satışı)
Tarafların sayısı bakımında tek taraflı (vasiyetname, vakıf kurma, çok taraflı (hukuki işlem, karar ve sözleşme ) işlemler olmak üzere türlere ayrılır.

SÖZLEŞMELER

Sözleşme iki tarafın belli bir hukuki sonuca yönelik karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla kurulur.

Tek tarafa (bağışlama ) ve iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler olmak üzere çeşitlere ayrılır. İki taraflılar ise tam iki tarafa borç yükleyen (satım) veya eksik iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler (kullanım ödüncü, tüketim ödüncü, vekalet ve saklama sözleşmeleri) ayrımına tabi tutulabilir.

SÖZLEŞMELERİN KURULMASI

Bir sözleşmenin kurulması için birbirine uygun olan irade beyanlarından ilkine öneri (icap), ikincisine kabul denir. Tarafların rıza açıklaması açık (sarih) olabileceği gibi, kapalı hareket ve tavırlarla da olabilir.
Sözleşmelerin kurulması için tarafların sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuş olmaları gerekir. Mal satımına ilişkin sözleşmede mal ve bedeli konusunda anlaşmış olmalılar.
Taraflar malın teslim tarihi, yeri ve ödeme koşulları gibi ikinci derecedeki noktalarda anlaşmayı sonraya bırakmışlar, ve sonradan anlaşamamışlarsa hakim kanun hükümlerine, sözleşmenin niteliğine göre bu boşlukları dolduracaktır.
Öneri (İcap):
Sözleşme yapma teklifine öneri denir.
Öneri karşı tarafa yöneltilmiş olmalıdır. Karşı taraf tek bir kişi olabileceği bir mağazanın vitrinine konulan elbisede olduğu gibi herkes de olabilir.
Öneri sözleşmenin bütün esaslı unsurlarını içermelidir.
Öneriyi yapan önerisiyle bağlı kalmak niyetinde olmalıdır.
Öneriye davet:
Fiyat göstermeksizin yapmış yapılan reklamlar, vitrinde fiyat etiketsiz ürün sergilenmesi, öneriye davetken, fiyat listesi veya benzerlerinin gönderilmesi aksi anlaşılmadıkça öneri sayılır.
Ismarlanmamış şeyin gönderilmesi ise öneri sayılmaz. Bunu alan kişinin onu göndermek veya saklamakla yükümlü değildir.
Öneri ile Bağlanma Süresi:
Süreli Öneri :
Öneren kabul için belli bir süre tayin etmişse bu sürenin sonuna kadar önerisi ile bağlıdır.
Önerene süresi içinde ulaşacak şekilde gönderilmiş bulunan kabul haberi süre bittikten sonra teklif yapana ulaşırsa, teklif yapan sözleşmenin kurulmasını istemiyorsa bu durumu ve önerisi ile bağlı olmadığını derhal karşı tarafa bildirmek zorundadır.
Süresiz Öneri :
Öneren kabul için bir süre tayin etmemişse ve hazır bulunanlar arasında yapılan bir öneri ise derhal kabul edilmezse öneren önerisi ile bağlı olmaktan kurtulur.
Karşı karşıya olmayanlar arasında süre belirtilmeksizin yapılan öneri, zamanında gönderilmiş bir kabul haberinin normal olarak ulaşması gereken ana kadar öneriyi yapanı bağlar.
Geç gönderilen kabul haberi yeni bir öneri niteliğindedir.
Önerinin Geri Alınması
Karşı taraf kendisine ulaşan öneriyi öğrendikten sonra öneren önerisini geri alamaz. Geri alınma haberi, önerinin ulaşmasından önce ya da aynı zamanda ulaşırsa veya öneriden sonra ulaşmakla beraber, öneriyi öğrenmeden önce geri alma beyanı öğrenilirse geçerlidir. Bu kurallar kabulün geri alınmasında da geçerlidir.
Öneren önerisiyle bağlı bulunduğu sırada ölürse öneri geçersiz olmaz. Sözleşmenin yerine getirilmesi hükmü mirasçılara geçer.
Vekalet, eser, hizmet sözleşmelerine ilişkin önerilerde karşı tarafın ölümü veya ehliyetini yitirmesi halinde öneri hükümsüz kalacaktır.
Kabul :
Önerinin kabulü ile sözleşme meydana gelir. Kabul beyanının öneriyi tam olarak uygun olması gerekir. Öneride her hangi bir değişiklik yapan beyan kabul değil yeni bir öneridir.
Sözleşmenin Kurulduğu ve Hüküm İfade Ettiği An
Hazır bulunanlar arasındaki sözleşme kabul beyanı ile birlikte kurulmuş sayılır.
Hazır bulunmayanlar arasındaki sözleşmeler kabul haberinin ulaştığı an kurulmuş sayılır.
Hüküm anı ise kabul haberinin gönderildiği andan itibarendir. Açık bir kabule ihtiyaç olmayan sözleşmelerde ise sözleşme hükümleri önerinin ulaşması ile başlar.

SÖZLEŞME ÖZGÜRLÜĞÜ

Sözleşme özgürlüğü kişilerin diledikleri sözleşmeyi diledikleri şartlarda yapma özgürlüğünü kapsadığı gibi yapmama özgürlüğünü de kapsar.
Sözleşme serbestisinin istisnası; dürüstlük kuralı bazı sözleşmelerin yapılamasını zorunlu kılabilir. Örneğin; bir hizmet konusunda tekel durumunda olanlar – Doğal gaz elektrik ve su sağlayanlar isteyen her kişiyle sözleşme yapmak zorundadırlar. Aynı şekilde Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a göre satıcı tüketiciye mal satmaktan kaçınamaz.
Sözleşme özgürlüğünün diğer bir sınırı ise; hukuka, kamu düzenine, ahlaka ve kişilik haklarına aykırı ve konusu imkansız bir sözleşme konusunun, koşullarının belirlenememesidir.
Sözleşme yapma zorunluluğunda olunan haller dışında dilenilen kişiyle sözleşme yapabilme özgürlüğü de mevcuttur.

GENEL İŞLEM KOŞULLARI

Bir tarafın ileride çok sayıda yapacağı sözleşmelerde kullanma amacıyla tek başına önceden hazırlayıp diğer tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir.
Bu tarz sözleşmelerde sözleşme hükümleri tartışma ve karşı tarafın isteği ile üzerinde değişiklik yapmaya açık değildir. Bankacılık, sigorta, seyahat sözleşmeleri gibi sözleşmeler buna örnek olarak verilebilir.
Daha önceden hazırlanmış böyle bir sözleşmenin muhatabı olan kişi ya kendisine dayatılan bu sözleşmeyi kabul edecek ya da bu sözleşmeyi kurmaktan vazgeçecektir.
Bu tarz genel işlem koşulları taşıyan bir sözleşme ile ilgili 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununda belirli düzenlemeler yapılmıştır.
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 6. maddesi bu hususla ilgili « satıcı veya sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır. Taraflardan birinin tüketicinin aleyhine oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için bağlayıcı değildir. « hükmüne amirdir.
Genel işlem koşularının sözleşme metninde veya ekinde yer alması, kapsamı, yazı türü ve şekli nitelendirmede önem taşımaz. Ayrıca düzenlenen sözleşme metinlerinin özdeş olmaması, bu sözleşmelerin içerdiği hükümlerin, genel işlem sayılmasını engellemez. Bu koşulların her birinin tartışılarak kabul edildiğine ilişkin kayıtlar da tek başına onları genel işlem koşulu olmaktan çıkarmaz.

Genel İşlem Koşulları İle İlgili Karşı Tarafı Korumaya Yönelik Hükümler

Yazılmamış sayılma hükmü gereğince; karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşulları bunların varlığı hakkında açıkça bilgi verilip, bunların içeriğini öğrenme imkanı sağlanmamış ve kabul edilmemişse yazılmamış sayılır.
Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları yazılmamış sayılır.
Düzenleyene tek yanlı olarak karşı taraf aleyhine genel işlem koşullarını içeren sözleşmenin hükmünü değiştirme ya da yeni düzenleme getirme yetkisi veren kayıtlar yazılmamış sayılır.
Sözleşmenin yazılmamış sayılan genel işlem koşulları dışındaki hükümleri geçerliliğini korur.

Düzenleyenin Aleyhine Yorumlama:

Genel işlem koşullarında yer alan bir hüküm, açık ve anlaşılır değilse veya birden çok anlama geliyorsa, düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine yorumlanır.
Genel işlem koşulları, dürüstlük kurallarına aykırı olarak karşı tarafın aleyhine ve onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz. Bu tarz hükümlerin yaptırımı kesin hükümsüzlüktür.

SÖZLEŞMENİN GEÇERLİLİĞİ

Sözleşmenin geçerlilik koşullarına aykırılık kesin hükümsüzlük (butlan) sebebidir. Geçerlilik koşulları;
Sözleşmenin fiil ehliyetin sahip kişi tarafından kurulması,
Tarafların tam ehliyetli olması gerekir. Ancak sınırlı ehliyetsizlerin tek başlarına veya kanuni temsilcilerinin izni ile yapabilecekleri işlemler ehliyet açısından geçerlidir.
Sözleşme ehliyeti tam ehliyetli olmayı gerektirirken, haksız fiil için sadece sezgin olmak yeterlidir.
Hukuka, ahlaka aykırı olmaması
Sözleşme konusunun sözleşmenin yapıldığı sırada imkansız olmaması
Sözleşme yapıldıktan sonraki imkansızlık ise geçersizlik sonucunu doğurmayıp, karşı tarafın kusurlu olup olmamasına göre tazminat ile sorumlu tutulmasını sağlar.
Muvazaanın olmaması
Geçerlilik şekline bağlı sözleşmenin bu şekli uygun olarak yapılması
Alacağın temliki, fikir ve sanat eserleri üzerindeki mali hakların devri sözleşmesi, patent haklarına ilişkin sözleşmeler yazılı yapılır. Kefalet sözleşmesinde kefil olunan kısmın kefil olan tarafından el yazısı ile yazılması, el yazısı ile yazılan vasiyetin tümünün el yazısı ile yazılması gereklidir.
İmza el ile atılmalıdır. Güvenilir elektronik imza el ile atılan imza ile aynı sonucu doğurur. Bu adi yazılı şekil için geçerli bir durumdur.
Görme engellilerin imza atması ancak imzalarının onaylanması veya metin hakkında bilgi sahibi olduklarının kanıtlanması halinde geçerlidir.
Bedensel özürlüler veya okuma yazma bilmeyenler el ile yaptıkları ve usulüne uygun onaylattıkları bir işareti ya da mührü imza yerine geçmek üzere kullanabilirler veya parmak basabilirler.
Resmi şekle bağlı sözleşmelere resmi bir makamın resmiyet vermesi gerekir. Düzenleme veya onaylama şeklinde yapılabilir.
Kanunen şekle bağlı bir sözleşmenin değiştirilmesi de tamamlayıcı veya yan hükümler dışında aynı koşullara tabidir.
Hukuki İşlemin Tahvili (Dönüştürülmesi)
Şekil kuralına bağlı olarak yapılması gereken bir sözleşme bu kurala uygun olarak yapılmamış ama bu durumuyla geçerli ve benzer bir başka sözleşmenin geçerlilik şartlarını taşıyorsa bu sözleşmenin yapılmış sayılmasına hukuki işlemin tahvili denir.

İRADE VE BEYAN ARASINDAKİ UYUMSUZLUKLAR

BİLİNÇLİ YAPILAN UYUMSUZLUKLAR

Latife Beyanı : İrade beyanında bulunan kişinin, hukuki işlem yapma iradesi yokken, şaka olarak beyanda bulunmasına latife beyanı denir. Bağlayıcılığı yoktur ve sonuç doğurmaz.
Zihni Kayıt : İrade açıklamasında bulunan kişinin, bu iradesinin sonucunu arzulamadığı halde kendi zihninde bu durumu saklı tutmasıdır. Örneğin; Açık artırma ile satışa katılan kişi satın almak için değil, sadece bedelin artırılması için beyanda bulunmuş ve satış kendi üzerinde kalmışsa bu beyanıyla bağlıdır.
Muvazaa: Bir sözleşmede tarafların iradelerinde 3. kişileri kandırmak için bilerek ve isteyerek yarattıkları uyumsuzluktur.
Sözleşmenin unsurlarında muvazaa (Ör: masrafları azaltmak için bedelin düşük gösterilmesi) ve
Sözleşmenin niteliğinde mutlak (Ör: Alacaklılardan mal kaçırmak için malvarlığının devri) ve nispi muvazaa (Ör: Bağış sözleşmesinin satış olarak gösterilmesi)gibi çeşitleri vardır.
İnançlı temlik ise üçüncü kişileri kandırma amacı olmaksızın güven ilişkisine dayanılarak, bir eşyanın mülkiyetinin geçici bir süreliğine, geri verme taahhüdü ile devredilmesidir.

BİLİNÇSİZ YAPILAN UYUMSUZLUKLAR

Bilinçsiz yapılan irade bozuklukları yanılma, aldatma, korkutmadır.
Yanılma (Hata) : Bir kimsenin olayları yanlış algılaması, bunları yanlış değerlendirmesidir. Esaslı hatalar hukuki işlemin iptaline neden olur.
Esaslı Yanılma Halleri :
Açıklamada Yanılma
Sözleşmenin niteliğinde yanılma
Sözleşmenin konusunda yanılma
Kişide yanılma (kişinin niteliğinde değil, kimliğinde yanılma olmalıdır).
İvazda yanılma
Hesap yanlışları
Saikte yanılma (temel hatası)
Sözleşmeyi yapmaya iten sebebin (saik) sözleşmenin iptaline yol açması için, yanılanın saiki sözleşmenin temeli sayması
Bu durumun iş ilişkilerinde geçerli dürüstlük kurallarına uygun bulunması
Bu durum karşı tarafça bilinebilir olması gerekir.
Yanılma nedeni ile sözleşmenin iptalini isteme süresi 1 yıl ve her halde 10 yıldır.
Yanılma nedeni ile sözleşmenin iptali halinde ;
Sözleşmenin yanılma nedeni ile iptal edilmiş olması
Yanılanın kusurlu olması
Sözleşmenin iptali nedeni ile diğer tarafın zarara uğraması
Zarara uğrayanın diğer tarafın yanıldığını bilmemesi gerekir.

Aldatma :
Aldatmada kişinin yanılmasının sebebi yanıltılıp, kandırılmasıdır.
Üçüncü kişinin aldatmasının sözleşmenin iptaline sebep olması, lehine hile yapılan sözleşme tarafının bunu bilmesi veya bilmesi gerekmesi koşuluna bağlıdır.
Üçüncü kişiye karşı aldatması nedeni ile haksız fiil davası açılabilir.
Koşulları:
Aldatma fiilinin varlığı
Aldatma kastı
İlliyet bağı
Sözleşmenin iptali süresi aldatıldığının öğrenildiği tarihten itibaren1 yıl ve her halde 10 yıldır.
Korkutma:
Korkutmada kişinin iradesi karşı tarafın zor kullanması ya da tehdit etmesinden dolayı gerçek iradesini yansıtmamaktadır.
Bu tehditler malvarlığına veya şahısvarlığına yönelik manevi yönden zorlama şeklindedir.
Koşulları:
Korkutmanın diğer tarafa ya da yakınlarına yönelik olması
Korkutmanın ağır ve derhal gerçekleşebilecek bir tehlike oluşturması
Sözleşmenin iptali için korkutmanın ortadan kalktığı tarihten itibaren 1 yıl içinde başvurulması gerekir.
Aşırı Yararlanma (Gabin)
Kişinin içinde bulunduğu özel durumdan dolayı bir diğer tarafın sözleşmeden kendi menfaatine yararlanması durumudur.
Koşulları :
Zor durumda bulunma, düşüncesizlik veya deneyimsizlikten yararlanılarak
Edimler arasında açık oransızlık yaratılmasıdır.
Yararlanılan kişi edimin verilmesini geri isteyebilir veya sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir.
Bu hak düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği, zor durumda kalmada ise bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak 1 yıl her halde ise 5 yıl içinde kullanılabilir.

TEMSİL

Bir şahsın maddi veya hukuki bir takım engeller sebebi ile yapamadığı hukuki işlemi, o şahsın ad ve hesabına bir başkasının yapmasına temsil denir.
Tüzel kişinin organları onun temsilcisi değil bizzat tüzel kişinin kendisi yani kanuni temsilcisidir.
Çeşitleri:
Yasadan kaynaklanan (veli, vasi) yasal temsil
Hukuki işleme dayanan iradi temsil
Temsilcinin kendi adına fakat temsil olunan hesabına hareket ettiği dolaylı temsil (komisyon )
Doğrudan doğruya temsil olunan hesabına hareket ettiği doğrudan temsil
Hukuki işlem ehliyeti dışında temsilcinin sezgin olması yeterli olup ergin olmasına gerek yoktur.
Temsil yetkisinin verilmesi herhangi bir geçerlilik şekline tabi değildir. Ancak yapılacak işlem resmi şekle bağlı ise temsil yetkisinin de aynı şekilde verilmesi gerekir.
Temsil yetkisi üçüncü kişilere ilan yoluyla bildirilmişse geri alındığının da aynı yöntemle ilan edilmesi gerekir. Aksi halde üçüncü kişilerin iyiniyetli kazanımları korunur.

Genel Yetki :

Genel yetkinin kapsamına giren konularda işlem yapılabilir. Yer, süre, miktar, konu, kişi bakımından sınırlama mümkündür.

Özel Yetki :

Özel yetki gerektiren işlemler;
Sulh
Uyuşmazlığın hakemde çözümlenmesini kabul etme, hakeme başvurma
İflas, iflasın ertelenmesi, konkordato talebi
Kambiyo taahhüdünde bulunma
Bağış
Taşınmazlarla ilgili ayni hak doğurucu işlemler
Avukat açısından özel yetki gerektiren işlemler;
Sulh olma
Hakimi reddetme
Davanın tamamını ıslah
Yemin teklifi
Yemini kabul, iade veya red
Başkasını tevkil
Haczi kaldırma
Müvekkilin iflasını isteme
Tahkim ve hakem sözleşmesi, konkordato, yeniden yapılandırma teklifi
Davadan veya kanun yollarından feragat
Karşı tarafı ibra, davayı kabul
Yargılamanın iadesi
Devlet aleyhine tazminat
Kişiye sıkı sıkıya bağlı davaların açılması gibi işlemlerde özel yetki gerekir.

Temsil Yetkisini Sona Erdiren Haller
Azil
İstifa
Sürenin sona ermesi
Konusuz kalması
Ölüm- gaiplik-ehliyetin kaybı-iflas

Yetkisiz Temsil:

Temsil yetkisinin bulunmadığı ya da yetki sınırlarının aşılması halinde yetkisiz temsilden bahsedilir.
Bu tarz hukuksal işlemler genel olarak temsil olunanı ancak icazet verirse bağlar. Ancak 3. kişi icazet vermeye veya vermemeye kadar bağlıdır.

SÖZLEŞMELERİN YORUMU

Sözleşmenin kurucu unsuru olan iradelerin anlamının ve hangi hukuksal sonuçlara yöneldiğinin araştırılıp ortaya konulmasına sözleşmelerin yorumlanması denir.
Yorum Kuralları:
Sözleşme hükümleri sözleşmeyi kaleme alanın aleyhine yorumlanır
Sözleşme sözü ve özüyle yorumlanır
Bir haktan vazgeçmeye ilişkin hükümler dar yorumlanır
Sözleşmelerin yorumlanmasında sözleşmenin tamamı dikkate alınır
Sözleşme öncesindeki görüşmelerden irade beyanlarının anlaşılmasında yararlanılır.

AHDE VEFA İLKESİ VE İSTİSNALARI

Sözleşme geçerli bir şekilde kurulduktan sonra, koşulların değişmesinden etkilenmeden tarafların sözleşmenin gereğini yerine getirmeleri zorunluluğunu ifade eder.
Ancak bazı durumlarda taraflara sözleşmeden rücu veya sözleşmenin uyarlanması imkanı verilmektedir.
Bağışlayan, bağışlamayı taahhüt ettikten sonra ekonomik durumu önemli derecede değişirse, bağışlamadan dönebilir.
Ürün (hasılat) kirasında, sözleşmenin kurulmasından sonra tabiat olayları nedeniyle ürün miktarında önemli düzeyde azalma meydana gelmişse kiracı kira miktarının indirilmesini isteyebilir
Eser sözleşmesinde önceden tahmin edilmeyen sebeplerle işi aynı ücrete yapmak mümkün değilse yüklenici ücretin artırılmasını isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir.

SÖZLEŞMELERİN UYARLANMASI

TBK’nun 138. maddesine göre sözleşmenin uyarlanması şartları;
Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülemeyen olağanüstü bir durumun ortaya çıkması
Bu durumun borçludan kaynaklanmamış olması
Bu durum, sözleşmenin yapıldığı sıradaki durumları, ifasının istenmesini dürüstlük kuralına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmiş olması
Borçlu borcunu ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olmalıdır.

ÖN SÖZLEŞME

Ön sözleşme ya da sözleşme yapma vaadi tarafların ileride asıl sözleşmeyi yapma taahhütlerini içerir.
Ön sözleşmenin şekli ileride kurulacak sözleşmenin şekline bağlıdır.
Ön sözleşmede asıl sözleşmenin konusu belli veya belirlenebilir olmalıdır.
Taraflara asıl sözleşmenin yapılmasını talep etme hakkı ve borcunu yükler.
En çok görülen ön sözleşme şekli taşınmaz satış vaadidir. Resmi yazılı geçerlilik koşuluna bağlıdır. Noterde veya tapuda yapılabilir. Tapuya şerh verilirse herkese karşı ileri sürülebilir.
Şerhin etkisi beş yıldır.

İLAN YOLUYLA ÖDÜL SÖZÜ VERME

Bir kimsenin belli bir işin yapılması veya sonucun gerçekleşmesi amacıyla kamuya ilan vermesidir. Tek taraflı bir hukuki işlemdir.
İlan olmalı
Kişilerin yapması istenilen şey açıkça belirtilmelidir.
Ödül açık bir şekilde gösterilmelidir
Bir yarışma sonucunda ödül vaat edilmiş ise yarışmanın konusu, yarışmayı kazananın kim tarafından nasıl tespit edileceği ilanda gösterilmelidir.
İlan veren hukuki işlem ehliyetine sahip olmalıdır
Ödül sözü veren ödülü ifa ile yükümlüdür.

SOYUT (MÜCERRET) BORÇ TANIMASI

Sebebi gösterilmeden borç ikrarı geçerlidir. Örn: A kişisine 100.000 TL borçluyum.
Ancak borçlu borcun geçerli bir hukuki sebebe dayanmadığı ispat ederek ifadan kaçınabilir. İstisnası: bu borç 3. kişilere devir ve temlik edilmişse, iyiniyetli üçüncü şahıslara karşı muvazaa iddiası ileri sürülemez.

HAKSIZ FİİLLERDEN DOĞAN BORÇ İLİŞKİLERİ

HAKSIZ FİİLİN UNSURLARI

TBK’nun 49/1. maddesine göre hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişi bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Haksız fiilin unsurları; Fiil, zarar, İlliyet bağı, hukuka aykırılık, kusur.
Fiil (hareketsiz kalmak da haksız fiile sebep olabilir. Örn: Doktorun hastaya müdahale etmemesi.
Zarar
Bir kimsenin arabasına çarparak zarar vermek malvarlığı zararı, kişinin yaralanmasına sebep olmak şahıs varlığı zararı
Malvarlığına yönelik zarar, maddi zarar, kişinin duygusal alanda üzüntü ve acı duymasına yol açan zarar, manevi zararı,
Kişinin doğrudan doğruya uğradığı zarar, (Örn: Arabaya çarpılması sonucu tamir masrafları) doğrudan zararı,
Dolaylı zararlar (Örn: Arabanın tamirde olmasından dolayı işe taksi ile gidip gelmek) dolaylı zararı,
Haksız fiilin üzerinde gerçekleştiği kişilerin dışında kalanların uğradığı zarar, yansıma yoluyla meydana gelen zararı (Örn: Eşini kaybeden bir eşin isteyebileceği destekten yoksun kalma tazminatı veya manevi tazminat )
Fiilen gerçekleşen zarar fiili zararı, dolaylı gerçekleşen muhtemel kazanç kaybı kazanç kaybını ifade eder.
. İlliyet bağı
Zararlı sonucu doğuran fiil ile zarar arasında uygun sebep-sonuç ilişkisinin olmasını ifade eder.
İlliyet bağını kesen sebepler
Mücbir sebep (önceden öngörülmesi mümkün olmayan olağanüstü olaylar)
Zarar görenin ağır kusuru (hafif kusur illiyet bağını kesmez).
Üçüncü kişinin ağır kusuru
4. Hukuka aykırılık
Kişilerin malvarlıklarını ve canlarını koruyan emredici hukuk kurallarına aykırılık söz konusudur. Hukuka aykırılıktan bahsedebilmek için olayda bir hukuka uygunluk sebebinin de bulunmaması gerekir.

HUKUKA UYGUNLUK SEBEPLERİ

Haklı Savunma, zorda kalma, kendi hakkını koruma, rıza, üstün nitelikte özel yarar, kamu yararı, kamu yetkisinin kullanılması, vekaletsiz iş görme ve diğer hukuka uygunluk sebepleridir.

Haklı savunma

Şartları;
Fail veya üçüncü bir kişinin şahsına ya da malvarlığına yönelik bir saldırı olması
Saldırının haksız olması
Saldırının mevcut veya sona ermekle beraber tekrarlanabilecek nitelikte olması (yakın ve gerçek bir saldırı)
Haksız saldırı ve savunma arasında orantı olması
Savunma haksız fiili gerçekleştirene yönelmiş olmalı
Bu şartların oluşması halinde kişinin sorumlu tutulması mümkün değildir.
Zorda kalma (zaruret hali)
Bir kimsenin kendisinin veya üçüncü bir kişinin şahıs veya malvarlığına yönelik bir zarardan ya da tehlikeden korunmak için başka bir şahsın malvarlığına zarar vermesidir.
Şartları:
Faile ya da üçüncü bir kişiye ya da bunların malvarlığına yönelik bir zarar ya da derhal meydana gelebilecek bir tehlike mevcut olması.
Zarar ve tehlikenin kaynağının zarar gören 3. kişi olmaması
Mala verilen zarar ile bu zarara sebep olan zarar ve tehlike arasında orantı olması
3. kişinin malvarlığına zarar vermek dışında bu tehlikeden kurtulma imkanı olmaması
Zarar 3. şahsın malvarlığına verilmiş olması.
Kendi Hakkını Koruma
Şartları
Bir hakkın korunmasının zorunlu olması
Devlet kuvvetlerinin bu hakka ilişkin saldırıya zamanında müdahale imkanının olmaması
Kişinin zor kullanma dışında başka bir imkanının olmaması
Zor kullanma ile zarar arasında orantı olması
Rıza
Şartları
Rızanın hukuka ve ahlaka uygun olması
Rızanın fiilden önce verilmesi
Şahıs varlığına ilişkin hususlarda rıza amaca uygunluk taşıdığı ölçüde hukuka uygunluk sebebidir.
Rızanın yetkili kişi tarafından verilmesi
Kişinin tam ehliyetli olması
Yasal temsilcinin rızası ehliyetsiz kişinin yararına yönelik olan müdahaleler (Örn: ameliyat) için söz konusudur.
Üstün Nitelikte Özel Yarar
Zarara uğrayanın yararı ile saldırıda bulunan failin yararı çatıştığında failin korunmaya değer daha üstün nitelikte bir yararının mevcut olması
Kamu Yararı
Basın özgürlüğü sebebiyle kişiye ilişkin haber yapılması kamu yararı gereğince hukuka uygunluk sebebidir.
Kamu Yetkisinin Kullanılması
Yasal bir yetkiye dayanan ve bu yetkinin sınırları içinde kalan bir fiilin zarara sebep olması Örn: İcra memurunun haciz işlemi için evin kapısını açtırması, polisin birini tutuklaması

Vekaletsiz İş Görme
Bilinci kapalı bir hastanın ameliyat edilmesi hali
Diğer hukuka uygunluk sebepleri
Patent üzerinde zorunlu lisans veya 70 yıl sonra eserlerin telif hakkı gerektirmeksizin kamuya mal olması

HAKSIZ FİİLİN UNSURLARI

5. Kusur

Haksız fiilin failinin bu fiili ve sonucu bilerek ve isteyerek hareket etmesine doğrudan kasıt, fiili bilerek isteyerek gerçekleştirmekle birlikte sonuca yönelik olarak olursa olsun mantığıyla hareket ettiği hal ise dolaylı kast olarak adlandırılır.
Eğer fail dikkatsiz, özensiz, tedbirsiz davranışı nedeniyle zarara yol açmışsa bu kusur çeşidi de ihmal (taksir) olarak nitelendirilecektir.
Kusur kast ve ağır ihmal ise ağır kusur, hafif ihmal şeklinde açığa çıkmışsa hafif kusur olacaktır.
Failin kusuru hafif ihmal ise
Hakim tazminattan indirim yapabilir
Üçüncü bir kişinin ağır kusuru zarara sebep olmuşsa kişinin verdiği zarar ile fiil arasındaki illiyet bağı kesilir.
Hafif ihmalden sorumlu olunmayacağına ilişkin anlaşmalar yapılabilir.

KUSURSUZ SORUMLULUK HALLERİ

Kusursuz sorumluluk hallerinde sorumluluk için, haksız fiil unsurlarından kusur hariç diğer unsurlar aranır.
Kusursuz sorumluluk halleri;
İstihdam edenin, ev başkanının, hayvan sahibinin özen sorumluluğu. Bu kusursuz sorumluluk hallerinde gerekli dikkat ve özeni gösterildiği veya bu dikkat ve özeni gösterilseydi bile zararın kaçınılmaz olduğu ispat edilerek sorumluluktan kurtulma mümkündür.
Hakkaniyet sorumluluğu
Tehlike sorumluluğu (Motorlu araç işletenin sorumluluğu)

Hakkaniyet sorumluluğu

Şartları:
Ayırt etme gücüne sahip olmayan bir kişinin kusur dışında haksız fiilin tüm unsurlarını gerçekleştirmesi
Kişi ayırt etme gücünü kendi kusuru ile kaybetmemiş olması
Kişinin ekonomik ve mali açıdan tazminat ödeyebilecek bir durumda olmasıdır.

2. Adam Çalıştıranın Sorumluluğu

Çalışanın çalıştıranın emir ve talimatına bağlı olarak çalışması
Çalışanın fiilinden 3. şahsın zarar görmüş olması
Zararın çalışan tarafından işle ilgili olarak ve işin görülmesi sırasında verilmiş olması

2. Hayvan Bulunduranın Sorumluluğu

Zarara hayvanın davranışı sebep olması
Hayvanın bir başkasının taşınmazına girerek zarar vermesi ayrıca düzenlenmiştir. Bu durumda taşınmaz zilyedinin hayvan üzerinde hapis hakkı, zararın büyümemesine yönelik hayvanı öldürme veya etkisiz hale getirme hakkı bulunmaktadır.

3. Ev Başkanının Sorumluluğu

Küçük, kısıtlı, akıl hastası olan kişiler üzerinde otorite sahibi olan bir ev başkanı olması
Bu kişilerin başkasına zarar vermiş olması

Yapı Malikinin Sorumluluğu

Bir bina veya yapı eseri (insan eliyle yapılmış bina dışındaki köprü, su bendi, baraj, havagazı, doğalgaz ve su boruları gibi yapılardır) olması
Ortaya çıkan zarar, yapı eserinin bozukluğundan ya da bakımındaki eksiklikten kaynaklanması

5. Taşınmaz Malikinin Kusursuz Sorumluluğu

Taşınmazın taşkın kullanılmasından taşınmaz maliki kusursuz olarak sorumludur.

6. Tehlike Sorumluluğu

Önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur.
Beklenmedik hal sonucunda sık olarak ya da zaman zaman ağır zararlar doğurmaya elverişli ise böyle bir işletmeden bahsedilir.

7. Motorlu Araç İşletenin Sorumluluğu

Karayolları Trafik Kanunu uyarınca bu sorumluluk karayolu ve karayolu sayılan yerlerde motorlu araçların sebep olduğu kazadan dolayı ortaya çıkan zararlarda söz konusudur.
Ölüm, vücut bütünlüğüne yönelik veya eşyaya yönelik zararlar bu kapsamdadır. Manevi zararlar veya bagajın dışında araçta taşınan şeylere gelen zararlar bu kapsama girmez.
Zarar trafik kazasından kaynaklanmalı
Zarara ya da kazaya motorlu araç sebep olmalıdır.
Zarar motorlu aracın işletilmesi esnasında ortaya çıkmış olmalıdır
Zarardan işleten ya da araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi kusursuz sorumlu olacaktır.
Araç hatır için verilmiş veya yolcu hatır için taşınmış olmamalıdır.

Gerçek İşleten
Araç sahibi
Aracı mülkiyeti muhafaza kaydı ile satışta sicilde alıcı sıfatı ile görünen kişi
Uzun süreli kiralamada kiracı
Rehinli aracı elinde tutan
Adına sigorta poliçesi bulunan kişi
Gerçek işleten olmayıp, işleten sayılan
Farazi işleten
Motorlu araçla ilgili mesleki faaliyette bulunan
Romorkun ya da çekilen aracın sebep olduğu zararlarda çekici

Yarışa katılan araçların katılımcı olmayanlara verdikleri zararlardan ötürü yarış düzenleyicileri
Devlet ve diğer kamu kuruluşlara ait araçların sebep oldukları zararda devlet ya da kamu kuruluşları
Motorlu aracı gasp eden ya da çalan kişinin araçla verdiği zararlarda gasp eden veya çalan kişi
Farazi işletendir.
Zarardan dolayı açılacak maddi tazminat davaları için zamanaşımı süresi 2 yıldır.
Davanın açılacağı mahkeme;
Sigorta şirketinin merkez ya da şubesinin bulunduğu
Sözleşmeyi yapan acentenin bulunduğu
Kazanın olduğu yer mahkemesidir.

 

ZARAR VE TAZMİNATIN HESAPLANMASI
MADDİ TAZMİNAT

Tazminat borcuna ilişkin olarak zarara uğrayanlar zararı ve miktarını ispat etmekle yükümlüdür.
Zararın hesaplanmasında haksız fiilin işlendiği andan itibaren gecikme faizi uygulanacaktır. Zarar görenin malvarlığında haksız fiilden dolayı meydana gelen faydalar denkleştirmeye tabi tutulacaktır. Can sigortaları ve manevi tazminat denkleştirmeye tabi tutulamaz.
Malvarlığında meydana gelen zararlarda haksız fiilden önceki ve sonraki hali dikkate alınacaktır. Ayrıca eşyanın yıpranma payı eşyanın hesaplanan değerinden düşecektir.
Bedensel Zararlar Halinde İstenebilecek Zararlar
Çalışma gücünün azalması veya kaybından doğan zararlar
Ekonomik geleceğin sarsılmasından meydana gelen zararlar
Tedavi giderleri
Kazanç kaybı
Ölüm halinde cenaze masrafları, ölüm hemen meydana gelmemişse hastane masrafları, çalışma gücünün azalmasından doğan zararlar istenebilir. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişiler uğradıkları zararın giderilmesini de ayrıca isteyebilirler.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Destekten yoksun kalma tazminatı için destek ilişkisi bulunmalıdır. Ölenin çocuk olması halinde ileride kuvvetle muhtemel desteğe dayanarak ailesi tazminat isteyebilecektir. (Farazi destek)
Ölenin yaşı, aylık geliri, ölenin bakım gücüne sahip olması gibi hususlar göz önünde bulundurulur.
Tazminat talep eden kişi bakım ihtiyacı içinde olmalıdır.

TAZMİNATTAN İNDİRİM SEBEPLERİ

Zarar verenin hafif kusurlu olması,
Zarar verenin yoksulluğa düşecek olması
Zarar görenin zarara rızası
Zarar görenin ortak kusuru
Hal ve şartların gösterdiği özellik

MANEVİ TAZMİNAT

Zarar görenin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmenin giderilmesidir.
Beden ve yaşam bütünlüğüne yönelik kişilik değerleri ihlal edildiğinde, şahsiyet haklarına saldırı gerçekleştiğinde manevi zarar istenebilir
Bu ihlaller sonucunda kişide ya da ölenin yakınlarında manevi üzüntü meydana gelmiş olmalı
Zararla fiil arasında illiyet bağı olmalı
Manevi zarara ilişkin TMK Madde 25 uyarınca; kişilik haklarına saldırı gerçekleşmesi halinde, saldırının önlenmesi, durdurulması, hukuka aykırılığın tespiti gibi davalar açılabilir.

SORUMLULUK SEBEPLERİNİN ÇOKLUĞU VE SEBEPLERİN YARIŞMASI

Bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hakim, zarar görene en iyi giderim imkanı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar verecektir.
Aynı zarardan birden fazla kişi sorumlu ise bu sorumluluk müteselsil sorumluluktur.

Haksız Fiilde Zamanaşımı

Haksız fiil nedeniyle tazminat alacakları failin ve fiilin öğrenilmesinden itibaren iki yıllık kısa zamanaşımı süresine, olay tarihinden itibaren on yıl da uzun zamanaşımı süresine tabidir. Karayolları Trafik Kanunu’nda da zamanaşımı böyle belirlenmiştir.
Olayda aynı zamanda suç oluşturan bir fiil mevcutsa ve cezai yönden takip mümkün olduğu sürece tazminat davası açılabilir.

SEBEPSİZ ZENGİNLEŞMEDEN DOĞAN BORÇ İLİŞKİLERİ

TBK’nun 77/1. maddesine göre haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür.
Sebepsiz zenginleşme bir kimsenin malvarlığında sebepsiz meydana gelen eksilme, bu eksilmenin bir başkasının malvarlığında sebepsiz bir artış olarak ortaya çıkmasıdır.
Bu borcun kaynağı kanuni hükümdür.
Zenginleşen kişinin kusuru aranmaz.
Tazminat sorumluluğunun kapsamını tayinde kişinin iyi veya kötü niyetli olması dikkate alınır.
Olayda istihkak davası açma imkanı varsa sebepsiz zenginleşme davası açılmaz
Zenginleşen kişi zenginleşme konusu eşyayı bir 3. kişiye devretmişse, devir alan 3. kişiye karşı sebepsiz zenginleşme davası açılamaz. Bu alacak hakkının şahsi olmasının bir sonucudur.

KOŞULLARI

Zenginleşme olmalı; bu zenginleşme kişinin fiiline, tabiat olayına ya da hukuki sebebi olmayan bir edimin ifa edilmiş olmasına dayanır.
Zenginleşme haklı bir sebebe dayanmamalı
Hukuki sebep geçersiz olabilir
Hukuki sebep gerçekleşmemiş olabilir
Hukuki sebebin varlığı sona ermiş olabilir
Borç olunmayan şeyin ifası
Malvarlığında meydana gelen eksilme ile artış arasında uygun illiyet bağlantısının olması gerekir.
Hukuka veya Ahlaka aykırı bir amacın bulunmaması

İADE YÜKÜMLÜLÜĞÜ VE İADENİN KAPSAMI

Zenginleşen iyiniyetli ise, İadenin gerçekleşeceği zaman elinde ne kaldıysa onu iade ile yükümlüdür.
İyiniyetli zenginleşen, elindeki şeye zorunlu ve yararlı giderler yapmışsa bu giderlerinin tamamını talep edebilir.
Kötüniyetli ise iade zamanında elinde bulunan bir şey varsa, onu, elinde bir şey bulunmuyorsa o şeyin değerini ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği semereleri iade etmek zorundadır.
Kötüniyetli zenginleşen zorunlu giderlerini isteyebilir.
Yararlı giderlerini sadece geri verme zamanında mevcut olan değer artışından geriye bir şey kalmışsa bunu isteyebilir.
Lüks giderlerin ödenmesini isteyemez. Karşılığının ödenmesi teklif edilmezse o şeyden zararsızca ayırması mümkün olan eklemeleri ayırıp alabilir.
Zorunlu giderler varlığın ve değerin korunması için
Faydalı giderler değeri ve verimi artırmak için
Lüks giderler; zenginleşenin kendi zevkine göre yaptığı eklemeleri ifade eder.

BORÇLARIN HÜKÜM VE SONUÇLARI BORÇLARIN İFASI

İFA

Borçlanılan edimin tam ve doğru bir şekilde yerine getirilerek alacaklının tatmin edilmesi ve borcun sona ermesine ifa denilir.
İfa bir itiraz sebebidir ve hakim tarafından dosyada tespit edildiği takdirde kendiliğinden göz önünde tutulacaktır.

İFANIN KONUSU

Borçlanılan edim olup, yapma, yapmama ya da verme şeklinde olur.
Bazı hallerde borçlu borçlanılan edimin konusu dışında bir şey ifa ederek borcundan kurtulmaktadır.
Bu haller:

BORÇLARIN İFASI

Seçimlik borç-Seçimlik Yetki
Borçluya asli edim yerine yedek edimi ifa ederek borçtan kurtulma olanağı tanınmışsa borçlu yedek edimi yerine getirerek borcundan kurtulacaktır. Seçimlik yetki de ise borcun konusu yabancı para ise, vade tarihinde borçlu isterse geçerli kur üzerinden Türk lirasına çevirerek borcunu ödeyebilecektir.
İfa Yerini Tutan Edim
Tarafların sözleşmenin kurulmasından sonra fakat ifasından önce başka biri edimin yerine getirilmesini ifa olarak kabul etmişlerse ifa yerini tutan edim söz konusudur.
İfa Amacıyla Yapılan Edim
Borçlunun borçlandığı edimi ifa etmeden, alacaklının ekonomik açıdan tatmin edilmesine hizmet edecek başka bir ifada bulunulmasına ifa amacıyla edim denir.
Örneğin para yerine çek verilmesinde olduğu gibi.

KISMİ İFA

Alacaklının kısmi ifayı kabul etmek zorunda olmadığı haller;
Borcun bütün olarak ifası gerekmeli
Borcun tamamı muaccel olmalı
Borcun tamamı çekişmesiz olmalı
Kısmi ifa halinde, ifa edilen borç kısmı sona erer. Ancak kalan kısım için temerrüt oluşur.

İFA YERİ

Haksız fiilden ve kanundan doğan borçlar dışında, tarafların anlaşmasıyla belirlenir. Belirlenmemişse
Para borcu, alacaklının yerleşim yerinde (götürülecek borç)
Havale masrafları borçluya aittir.
Parça borçları sözleşmenin yapıldığı sırada edimin bulunduğu yerde ifa edilir. (Alınacak borç)
Para ve parça borçları dışındaki borçlarda borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir. Masraflar alacaklıya aittir.
(Aranacak borç)
İfa yeri; tevdi yerinin, yetkili mahkemenin belirlenmesinde önemlidir.

İFA ZAMANI

Borçlunun edimini ifa ile yükümlü olduğu, alacaklının ise isteme ve dava etme hak ve yetkisini kazandığı zaman parçasıdır.
İfa edilebilirlik de ise borçlu ifa etmek zorunda değildir. Borcun vadesi dolmamıştır ama ifa edebilir. Alacaklı bu halde kabulden kaçınamaz.
İfa zamanı (vade) işin niteliğine göre belirlenebilir
Kanunun özel hükmü ile belirlenmiş olabilir. Ör: Ödünç verilen şeyin 6 hafta içinde iade edilmesi, kira bedelinin her ayın sonunda ödenmesi, ödünç sözleşmelerinde ihtardan itibaren 6 hafta sonra ödenmesi gerekmesi gibi
Taraflar da vadeyi belirleyebilir.
Olağan vade de borçlunun temerrüde düşmesi için ihtara lüzum vardır.
Belirli vadede ayrıca ihtara lüzum yoktur.
Kesin vadede nitelikli olarak belirlenen bir vade vardır ve bu tarih alacaklı için büyük önem taşımaktadır.
Ayın başı ayın birinci gününü, ayın sonu sonuncu gününü ortası 15’ini ifade eder
Vade gün olarak belirlenmişse ilk gün hesaba katılmaz, kararlaştırılan sürenin son günü muaccel olur
Birkaç haftayı kapsayan vadelerde sözleşme haftanın hangi günü kurulmuşsa son haftanın aynı günü muaccel olur
Ay sene yarı veya senenin dörtte biri gibi belirlemelerde sözleşmenin kurulduğu gün ile aynı ismi taşıyan günde muaccel olur
Yarım ay olarak kararlaştırılan süre 15 gün olarak kabul edilir.
Vadenin son günü Pazar veya diğer tatil gününe rastlamışsa vade bunu takip eden ilk iş günüdür.

İFANIN TARAFLARI

Alacaklının borcun bizzat borçlu tarafından yerine getirilmesinde menfaati bulunmadıkça şahsen ifaya mecbur değildir.
Taraflar borcun şahsen ifasını kararlaştırmışlarsa üçüncü kişi tarafından ifa edilemez. Borçlunun kişisel yetenek ve niteliklerinin önem taşıdığı borç ilişkilerinde borçlu şahsen ifaya mecburdur.
Borç ilişkisinde ifayı talep yetkisi alacaklıya aittir. Alacaklı yetkili temsilci vasıtası ile de kullanabilir. Borçlunun bunlar dışında kişilere yaptığı ödemeler kendisini borçtan kurtarmaz.
İfa alacaklının şahsına yapılmalıdır.
Alacaklının ifayı kabul zorunluluğu da vardır. Aksi takdirde alacaklının temerrüdü oluşur.
Bazı durumlarda borç ilişkisi alacaklı ve borçlu arasında kurulmasına rağmen ifayı talep yetkisi bir başkasına ait bulunabilir. Buna üçüncü kişi lehine sözleşme denir.
Borçlu taraf iradi olarak veya kanuni olarak değişebilir. Bu durumda eski borçlu borçlu olmaktan kurtulur.
Alacaklı bir hukuki işlem, külli intikal veya mahkeme kararı ile değişebilir.
Bazen borcun icra dairesine ödenmesi zorunluluğunda olduğu gibi borcun üçüncü bir kişiye ifası zorunluluk olarak ortaya çıkar.
Alacaklının banka hesabı bildiriminde bulunması halinde borçlunun üçüncü kişi durumunda olan bankaya ödemede bulunması mümkündür.

İKİ TARAFA BORÇ YÜKLEYEN SÖZLEŞMELERDE İFA

İki tarafa borç yükleyen bir sözleşmede, taraflardan biri için önceden ifa yükümlülüğü mevcut değilse, her iki tarafın aynı anda ifada bulunması gerekir. Bir taraf kendi edimini yerine getirmeden karşı taraftan talepte bulunursa diğer taraf ödemezlik definde bulunabilir. Bu defide bulunabilmek için
Karşılıklı edimleri içeren bir sözleşme olmalı
Karşılıklı edimler mevcut ve muaccel olmalı
Tarafların edimleri aynı anda ifa yükümlülüğü bulunmamalı
Taraflardan biri edimini ifa etmiş olmamalıdır.
Taraflardan biri ifa güçsüzlüğü içindeyse diğer taraf ödemizlik definde bulunabilir. Bunun için;

İki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olmalı
Karşı tarafın hakkı tehlikeye düşmüş olmalı
Hakkı tehlikeye düşen edimini ifa ile yükümlü olmalı
Hakkı tehlikeye düşün taraf borcunu henüz ifa etmemiş olmalı
Karşı tarafın acizlik hali sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkmış olmalı.
Peşin Dava Defi (Tartışma Def’i) kendisine başvurulan kişinin evvelden asıl borçluya başvurularak alacağın tahsil edilmesini istemesidir.

PARA BORÇLARINDA İFA VE FAİZ

Para borçları ülke parası ile ödenir.

PARA BORÇLARINDA İFA VE FAİZ

Para borcu bir çeşit borcu, verme borcudur.
Alacaklının verdiği banka hesabına yapılan ödeme geçerlidir. Ancak çek ve poliçe verilirse borçlu mütemerrit duruma düşmüş olacaktır.
Bir borcun konusu yabancı para borcu ise kural olarak ödeme ödeme tarihindeki kur üzerinden ülke parasıyla yapılır. Taraflar vadede borcun mutlaka yabancı para ile ödenmesini kararlaştırmışlar ise bu durumda yabancı para aynen ifa edilecektir. Bu borç mahkeme veya icra dairesinde talep edilirse yabancı para türk parası olarak tahsil edilecektir. Kişi bu borcu vade, takip veya fiili ödeme günündeki kur üzerinden isteyebilir.
Borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş olması şartıyla, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. Borçlu bu yaptığı ödemeyi güvence altına alınan veya güvencesi daha iyi olan kısma mahsup etme hakkına sahip değildir.
Borçlunun aynı kişiye birden fazla borcu varsa, borçlu hangi borç için ödeme yaptığını belirtir
Eğer belirtmemişse bu yetki alacaklıya geçer. Alacaklı vereceği makbuzda mahsubu hangi borçtan yaptığını belirtir.
Borçlu buna derhal itiraz edip, ödemeyi hangi borç için yaptığını belirtebilir
Bu belirlemelerden hiçbiri yapılmamışsa kısmi ödeme;
Muaccel olan borç için yapılmış sayılır
Birden fazla borç muaccel ise, ilk takibe konulan borçtan mahsup edilir
Hiçbiri takibe uğramamışsa ifa zamanı önce gelen borçtan mahsup edilir
İfa zamanları aynı günde gelen birden fazla borç varsa borçların miktarlarıyla orantılı olarak mahsup edilir
Hiçbirinin ifa zamanı gelmemişse alacaklı en az güvencesi olan borca mahsup edilir.

FAİZ

Alacaklının takibe yetkili olduğu bir miktar parayı kullanmaktan belli bir süre mahrum kalması sebebiyle kendisine ödenen karşılıktır. Para borçlarında söz konusu olur.
Faiz borcu fer’i (yan) haktır. Faizin varlığı asıl alacağın varlığına bağlıdır.
Doğmuş olan faiz alacağı asıl alacaktan bağımsızdır ve bu nedenle ayrı olarak dava ve takip konusu yapılabilir, devredilebilir, haczedilebilir, rehnedilebilir.
Faiz paranın belli bir süre kullanılmasından kaynaklanıyorsa ana para faizi, kanuna dayanıyorsa kanuni faiz söz konusu olur.
Temerrüt faizi ise para borcunun vadesinde ödenmemesi sebebiyle borçlunun ödemesi gereken faizdir.
Haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede zenginleşme tarihinden itibaren borçlu temerrüde düşmüş sayılır.
Borçlu daha önceden temerrüde düşürülmemişse temerrüt faizi, alacaklının dava açtığı veya icra dairesine başvurduğu tarihten itibaren işlemeye başlar
Temerrüt faizine tekrar faiz yürütülmez.

FAİZ ORANLARI VE KANUNİ SINIRLAMALAR

Ana para faizi ödenmesi gereken hallerde ticari işler dışında tarafların belirleyeceği faiz oranı kanuni faiz oranının %50’sinden fazla olamaz.
Temerrüt faizi ödenmesi gereken hallerde ticari işler dışında tarafların belirleyeceği faiz oranı kanuni faiz oranının %100’ünü aşamaz.
Sözleşmeyle veya kanuna göre faiz ödenmesi gereken hallerde faiz miktarı 3095 sayılı Kanuna göre belirlenecektir.
Yıllık kanuni faiz oranı %9’dur.
Ticari işlerde temerrüt faizi Merkez Bankasının 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı, yukarıda açıklanan miktardan fazla ise arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir. Söz konusu avans faiz oranı 30 Haziran günü önceki yılan 31 Aralık günü uygulanan avans faiz oranı 5 puan aşıyorsa yılın ikinci yarısında bu oran geçerli olur.
Yabancı paralarda devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır. Anapara faizi ve temerrüt faizi hesaplanırken mürekkep faiz yürütülemez.
İstisnaları:
Her iki tarafı da tacir olmak kaydıyla cari hesap sözleşmeleri
Her iki tarafı da tacir olmak kaydıyla her iki taraf bakımından ticari iş niteliğindeki ödünç sözleşmeleri

İFANIN İSPATI

MAKBUZ

Alacaklı tarafından verilen ve borcun ifa edildiğini gösteren belgeye makbuz denilir. Borçlunun bunu isteme hakkı vardır.
Makbuz ispat fonksiyonu görür.
Düzenli borçlarda bir önceki döneme ait borçların ödendiğine karine teşkil eder.
Makbuzda faiz borçlarının saklı olduğuna bir kayıt yoksa faiz borçlarının da ödendiği kabul edilir.

SENET

Borçlu tarafından imza edilerek alacaklıya verilen ve borcun varlığını gösteren her türlü belge senet hükmündedir. Borcunu ifa eden borçlunun senedin kendisine iade edilmesini isteme hakkı vardır. Senet iade edilmişse bu durum borcun ve fer’ilerinin ödendiğine karine teşkil eder. Kısmi ödemede borçlu makbuz isteyebilir ve bunu vermiş olduğu senede işlenmesi talep edebilir.

BORCA AYKIRILIK

Borçlunun kusurlu imkansızlık nedeniyle borcunu hiç ifa etmemesi
Borçlunun gereği gibi ifa etmemesi (Kötü ifa, yan yükümlülüklerin ihlali)
Borçlunun borcunu vaktinde ifa etmemesidir. (Temerrüt)

YAPTIRIMLAR

Verme Borçlarında Alacaklı aynen ifayı talep edebilir.
Yapma borçlarında alacaklıya borçlunun yerine geçip ifada bulunma yetkisini tanımamıştır. Alacaklı ancak mahkemeden böyle bir karar alabilir. Bunun masrafı borçluya aittir. Her türlü zarar ve ziyan davası açma hakkı saklıdır.
Yapmama borçlarında zararın giderilmesi istenebilecektir.
Temerrüt ve gereği gibi ifa etmeme halinde tazminat söz konusudur. Alacaklının kanunun öngördüğü hallerde geçmişe etkili olarak sözleşmeden de dönebilir.

BORCA AYKIRILIK HALLERİ

1. KUSURLU İFA İMKANSIZLIĞI

Kusurlu ifa imkansızlığında sözleşmenin kurulmasından sonra borçlunun kusurlu bir davranışı nedeniyle edimin sürekli ve kesin olarak ifasının mümkün olmamasıdır.
Kusurlu imkansızlık için edim konusunun parça borcu şeklinde belirlenmiş olması gereklidir.

2. GEREĞİ GİBİ İFA ETMEME

Kötü İfa:
Borçlanılan edimin sahip olması gereken nitelikleri taşımamasıdır. Kötü ifa yapma ve verme borçlarında söz konusudur.
Yan Yükümlülüklerinin İhlali
Gereği gibi ifa etmeme kapsamında değerlendirilir.
İfaya yardımcı yan yükümlülüklerde; borçlunun alacaklıyı bilgilendirme ve aydınlatma yükümlülüğüne aykırılık vardır.
Koruma yükümlülüklerinin ihlalinde, edimi ifa ederken alacaklıya başka bir zarar vermeyi ifade eder.

3. BORÇLUNUN TEMERRÜDÜ

Borçlanılan edimin borca aykırı şekilde geç ifa edilmesine borçlunun temerrüdü denir.
Geçici bir durumu ifade eder.
Borçlunun kusurlu olması gerekmez.
Kural olarak ani borçlarda söz konusudur.
Yan yükümlülüklerde temerrüt söz konusu olmaz. Bu yükümlülüklerin ihlali tazminatı gerektirir.
TBK md. 117/1’e göre muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.
Borçlu temerrüdünün şartları;
Edimin ifası halen mümkün olmalıdır
Borç muaccel olmalıdır
Alacaklı ifayı talep etmiş yani borçluya ihtar yapılmış olmalıdır. (Hesap özeti veya fatura göndermek ihtar değildir)
Alacaklının edimi kabul etmeye hazır olması
Borçlunun ifadan kaçınma hakkının bulunmaması
İhtara lüzum olmayan haller;
Belirli bir vadenin bulunması
Kesin bir vadenin bulunması
Dürüstlük kuralının gerektirmesi
Usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle ifa gününü bildirmesi ve bu günün geçmesi
Haksız fiillerde fiilin işlendiği tarihten itibaren temerrüt gerçekleşir.
Sebepsiz zenginleşmede, zenginleşme tarihinden itibaren temerrüt gerçekleşir. İstisnası; İyiniyetli zenginleşen kendisine yapılacak bildirim ile temerrüde düşer
Tarafların ihtar yapılmayacağını kararlaştırmaları
Borçlunun borcu ifa etmeyeceğini alacaklıya açıkça bildirmesi

BORCA AYKIRILIK HALLERİNE BAĞLANAN SONUÇLAR

. Tazminat Sorumluluğu
Kusura dayalı imkansızlık nedeniyle ifa etmeme veya gereği gibi ifa etmeme hallerinde söz konusu olur.
Borçlu kusurlu olmalı
Alacaklının zararı ile borçlunun borca aykırı davranışı arasında uygun illiyet bağlantısının bulunması gerekir
Borca aykırı biri davranışını olması gerekir.
Alacaklı zarara uğramış olmalıdır.
Borca aykırılık halinde ödenmesi gereken zarar müspet zarardır.
Borca aykırı davranış olmasaydı alacaklının malvarlığında meydana gelebilecek muhtemel artışın gerçekleşmemesi yoksun kalınan kardır.
İki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde alacaklının sözleşmeden dönmesi halinde talep edebileceği zarar ise menfi zararı ifade eder. Alacaklının halihazır durumu ile sözleşme hiç kurulmasaydı arz edeceği durum arasındaki farktır.

2. Diğer Sonuçlar

Borçlu temerrüdüne bağlanan sonuçlardır.
Alacaklı gecikmiş ifaya rağmen, bunun yerine getirilmesini isteyebilir. Ayrıca gecikmeden dolayı meydana gelen zararını da borçlu kusurlu ise talep edebilir.
Temerrüt gerçekleştikten sonra ifayı imkansız hale getiren mücbir sebep veya umulmayan haller gibi beklenmedik tüm haller borçlunun sorumluluğunu gerektirir.
Eğer temerrüde düşülen borç para borcu için temerrüt (gecikme) faizi ödenir.
Temerrüt faizine geçmiş günler faizi de denilmektedir.
Alacaklının zarara uğradığını ispat etmesine gerek yoktur.
Borçlunun kusursuzluğu bu faizin ödenmesine etki etmez
Temerrüt faizine ayrıca temerrüt faizi yürütülmez
Alacaklı temerrüt faizine ilişkin talep hakkını saklı tutmadan asıl borcun ödenmesini kabul etmişse temerrüt faizine ilişkin talep düşer.
Alacaklı, borçlunun temerrüde düşmesi yüzünden uğramış olduğu zararının ödenen temerrüt faizi miktarını aştığını, ispat ederse bu zararın giderilmesi de gerekir. Bu zarara aşkın (munzam, ek ) zarar denir. Borçlu bu zararı ödemekten temerrüde düşmede kusuru olmadığını kanıtlayarak kurtulabilir.
Tam İki Tarafa Borç Yükleyen Sözleşmelerde Sonuçlar
Alacaklının ilk seçeneği borcun aynen ifası ve bununla birlikte gecikme tazminatıdır. (Müspet zarar)
Borçluya ifa için ek süre verilmesi gerekmeyen haller
Borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumdan süre verilmesinin etkisiz olacağı
Borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifasının alacaklı için yararsız olacağı
İşin niteliğinden ifanın artık kabul edilmeyeceğinin sözleşmeden anlaşıldığı hallerde ek süre verilmeksizin seçimlik haklar kullanılabilir
Seçimlik Haklar:
Aynen ifayı ret, müspet zararın giderilmesi
Sözleşmeden dönme ve menfi zararın istenmesi
TBK md.126 gereğince ifasına başlanmış sürekli edim sözleşmelerinde alacaklı sözleşmeyi feshederek sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini isteyebilir.

BORÇLUNUN İFA YARDIMCISININ FİİLLERİNDEN SORUMLULUĞU

Sorumluluğun Koşulları
Alacaklının yararının bulunmadığı hallerde borçlu ifa için bazı kişilerin yardımlarından yararlanabilir. Bu kişilere ifa yardımcısı denir. Bunların başkalarına verdikleri zararların borçlu tarafından karşılanması için şu şartların bulunması gerekir:
Borcun ifası yardımcı kişiye bırakılmış olmalı
Yardımcı kişi borca aykırı davranmış olmalı
Borçlu ile zarar gören üçüncü kişi arasında sözleşmesel bir borç ilişkisi olmalı
Zarar ile yardımcı kişinin fiili arasında uygun illiyet bağı olmalı
Borçlu ifa yardımcısını seçmede, talimatı vermede, denetlemede gerekli objektif dikkat ve özeni gösterdiğini kanıtlayarak sorumluluktan kurtulamaz.

ADAM ÇALIŞTIRANIN SORUMLULUĞU İLE YARDIMCI KİŞİNİN FİİLLERİNDEN SORUMLULUĞUNUN KARŞILAŞTIRILMASI

Adam çalıştıranın sorumluluğu kusura dayanmayan haksız fiil sorumluluğu, yardımcı kişinin fiilinden sorumluluk sözleşmeden kaynaklı bir sorumluluktur.
Adam çalıştıranın sorumluluğunda çalışan, borçlu ile sözleşme ilişkisine girmeyen 3. bir şahsa zarar vermekte, yardımcı kişinin sorumluluğunda yardımcı kişi, borca aykırı davranarak borçlu ile sözleşme ilişkisi içindeki 3. şahsa zarar vermektedir.
Adam çalıştıranda çalışan, borçlunun emir ve talimatlarına bağlı olarak çalışmaktadır. Yardımcı kişinin fiilinden sorumlulukta ise bu zorunlu değildir
Adam çalıştıranın sorumluluğunda, kurtuluş kanıtı getirme olanağı varken, yardımcı kişinin fiilinden sorumlulukta kurtuluş kanıtı getirme olanağı yoktur
Sözleşmeden kaynaklanan sorumlulukta zamanaşımı 10 yıllık süreye tabidir. Haksız fiil sorumluluğunda 2 ve 10 yıllık süreye tabidir.

BORCA AYKIRILIKTAN DOLAYI SORUMSUZLUK ANLAŞMALARI

Borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin hükümsüzdür.
Borçlunun alacaklı ile hizmet sözleşmesinden kaynaklanan her hangi bir borç sebebiyle sorumlu olmayacağına ilişkin yaptığı her türlü anlaşma kesin hükümsüzdür.
Bankacılık, PTT hizmetleri, avukatlık hizmetleri gibi uzmanlığı gerektiren hizmetler, ancak kanun ya da yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun hafif kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin hükümsüzdür.
KTK hükümleri gereği sorumsuzluk anlaşması yapılamaz.

ALACAKLININ TEMERRÜDÜ

Borçlunun borca uygun olarak teklif ettiği ifasının haklı bir neden olmaksızın alacaklı tarafından kabul edilmemesine alacaklının temerrüdü denir.
Alacaklı temerrüdü için kusur aranmaz.
Alacaklının borçlu edimin ifası için zorunlu olan hazırlık fiillerini yapmaması da alacaklının temerrüdüdür.
Borç muaccel ve ifa edilebilir olmalıdır.
Alacaklı ifayı kabulden haksız bir şekilde kaçınmış olmalıdır.

SONUÇLARI

Borçlunun muhafaza sorumluluğu hafifler,
Temerrüde düşen alacaklı ödemezlik defini ileri süremez.
Borçlunun temerrüde düşmesine engel olur.
Borçlu edim konusuna ilişkin alacaklı temerrüdü sonrası yaptığı masrafları geri isteyebilir
Para borçlarında alacaklı temerrüdünde sözleşmeden doğan faizler işlemeye devam eder.

ÖZEL SONUÇLARI

Borçlu verme edimleri için bir tevdi mahalli tayin edilmesini mahkemeden talep edebilir. Bu masraflar alacaklıya aittir.
Borç tevdi etmeye elverişli değilse borçlu, önce alacaklıya ihtarda bulunularak hakimin izni ile o şeyi aleni veya mahkemenin kararı ile pazarlık suretiyle satarak, parayı tevdi ederek borçtan kurtulabilir.
Yapma ve iş görme borçlarında borçlu sözleşmeden dönebilir. Ancak burada borçlu alacaklıya ihtarda bulunulmalı, tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde, ayrıca alacaklıya mehil vermesi gerekir.

BORÇLARIN SONA ERMESİ

İfa, en doğal borcun sona erme nedenidir.
Borçlunu ölümü şahsa sıkı sıkıya bağlı edimlerde bocu sona erdirir.
Süresi belirli sürekli borç ilişkilerinde sürenin sona ermesi sözleşme ilişkisi sona erer.
Tarafların aralarında imzaladıkları bozma sözleşmesi (ikale sözleşmesi)
Fesih sürekli borç ilişkilerinde söz konusu olur. İleriye etkili olarak sona erdirir. Bozucu yenilik doğuran bir haktır. Şarta bağlı olmaz ve geri alınamaz.
Dönme sözleşmeyi geçmişe etkili olarak ortadan kaldıran bir sona erme şeklidir.
Geri alma, bağışlama taahhüdü veya vekaletin geri alınması gibi sözleşmeyi sona erdiren bir haldir.
İbra, alacaklının borçlu ile yapacağı bir sözleşme neticesinde alacağından bir karşılık almaksızın vazgeçmesi ve borçlunun borcundan kurtulmasıdır.
Yenileme (tecdit) ; alacaklı ve borçlunun anlaşarak eski borcu ortadan kaldırıp, yeni bir borç meydana getirmeleridir. Kumar ve bahisten doğan borçların yenilenmesi mümkün değildir. Eski borç ve buna bağlı rehin, kefalet ve defiler de sona erer. Yeni borç için yeni bir zamanaşımı süresi işlemeye başlar. Yenileme tarafların değiştirilmesi şeklinde de olabilir.
Alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi
Kusursuz tam ifa imkansızlığı,
Takas; alacaklı ve borçlunun karşılıklı olarak muaccel olan iki borçtan en az olanın miktarı nispetinde tek taraflı bir irade beyanı ile borcu sona erdiren bir işlemdir. Takas olunacak alacaklar aynı nitelikte olmalıdır. Takası ileri sürülen alacak muaccel, dava edilebilir olmalıdır. Taraflar veya kanun takas haklarını ortadan kaldırmamış olmamalıdır. Nafaka ve işçi ücreti gibi alacaklar takas edilemezler. Mahsup takastan farklı bir kavramdır. Mahsupta bir alacak miktarından belli olgular dolayısıyla indirim yapılmaktadır.

ZAMANAŞIMI

Zamanaşımı, alacaklının alacağını belirli bir süre içinde talep etmemesi halinde artık dava ve takip edememesidir. Borçlu zamanaşımını defi olarak ileri sürür. Borçlu tarafından bir ödeme yapılırsa bu ödeme geçerli bir ödemedir ve geri istenemez. Hakim ancak tarafça ileri sürülürse bu durumu dikkate alabilir. Hak düşürücü süre ise bir itiraz sebebidir ve hakim tarafından kendiliğinden dikkate alınır.
Mülkiyet, üyelik, kişilik gibi haklar zamanaşımına uğramaz. Taşınmaz rehini varsa zamanaşımı işlemez.
Zamanaşımı süreleri taraflarca uzatılamaz
Süre dolmadan zamanaşımı hakkından feragat edilemez
Her alacak aksi belirtilmedikçe, 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.
Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi dönemsel edimler, otel, motel, pansiyon, tatil köyü gibi yerlerdeki konaklama bedelleri, lokanta gibi yerlerdeki yeme içme bedelleri, küçük sanat işleri ve küçük çaptaki perakende satışlardan doğan alacaklar, bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık, bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar, vekalet, komisyon ve acentelik sözleşmelerinden ticari simsarlık ücreti alacağı dışında, simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar, yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında eser sözleşmesinden doğan alacaklar 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.
Tüketim ödünce sözleşmesinden doğan alacaklar 6 aylık zamanaşımı süresine tabidir
Haksız fiilden veya sebepsiz zenginleşmeden doğan alacaklar 2 yıllık kısa zamanaşımı süresine tabidir.

ZAMANAŞIMI SÜRESİNİ DURDURAN SEBEPLER

Velayet süresince, çocukların ana ve babalarından olan alacakları için
Vesayet süresince, vesayet altında bulunanların vasiden veya vesayet işlemleri sebebiyle Devletten olan alacakları için
Evlilik devam ettiği sürece, eşlerin diğerinden olan alacakları için
Hizmet ilişkisi süresince, ev hizmetlilerinin onları çalıştıranlardan olan alacakları için
Borçlu, alacak üzerinde intifa hakkına sahip olduğu sürece,
Alacağı Türk mahkemelerinde ileri sürme imkanının bulunmadığı sürece
Alacaklı ve borçlu sıfatının aynı kişide birleşmesi, bu birleşmenin ileride geçmişe etkili olarak ortadan kalkması durumunda, bu durumun ortaya çıkmasına kadar geçecek sürede.

ZAMANAŞIMINI KESEN SEBEPLER

Zamanaşımının kesilmesi, kanunda sayılan sebeplerden birini varlığı sebebiyle zamanaşımı süresinin o ana kadar işlemiş olan kısmının ortadan kalkması ve sürenin yeni baştan işlemeye başlamasını ifade eder.
Borçlunun borcunu ikrar etmesi, borcu için kefil göstermesi, rehin vermesi veya borcun bir kısmını ya da faizlerini ödemesi
Alacaklının mahkemeye başvurması
Alacaklının icra dairesine başvurması
Alacaklının iflas masasına başvurması
Alacaklının hakeme başvurması, (tahkim yoluna gitmesi)
Mahkemeni görevli veya yetkili olmaması gibi bir sebeple davanın reddedilmiş olması halinde zamanaşımı süresi dolmuş ise 60 günlük ek süre içinde hakların kullanılabilme imkanı vardır.

BORÇ İLİŞKİLERİNDE ÖZEL DURUMLAR

ALACAĞIN DEVRİ

Alacağın devri bir borç ilişkisinden doğan alacağın alacaklı tarafından borçlunun rızası aranmaksızın başka bir kimseye devredilmesidir.
Kanuni devir, alacağın kendiliğinden geçmesi sonucunu doğurur. (Ör: Mirasın külli olarak intikali veya rehinli malın rehinden kurtulması için yapılan ödemelerde alacaklının haklarına halef olma)
Mirasın bölüşümünün mahkeme tarafından yapılmasında olduğu gibi yargısal devir
İradi devir, anlaşmayla devirin gerçekleşmesidir. Nafaka alacakları, manevi tazminat alacağı (alacaklı tarafından talep edilmiş veya dava açılmış ise, borçlunun muvafakati ile devredilebilir), mahiyeti gereği devri mümkün olmayan alacaklar iradi devre konu olamaz.
Kanun hükmü gereği devredilemeyen alacaklar
Kooperatiflerin üyelerinden olan alacakları
Müvekkilin vekilinden olan alacağı
Rekabet yasağına ilişkin olan sözleşmelerden doğan alacaklar
Kiracının kiralayandan gerekli tamirlerin yapılmasına ilişkin alacağı
Ürün kirasında ve gayrimenkul kirasında, kiracı kiraladığı malı bir üçüncü kişiye kiraya veremez;
Kullanma için ödünç alan eşyayı bir başkasına kullandıramaz

İş sahibi işçiden olan hizmet alacağını bir başkasına devredemez
Ölünceye kadar bakma alacaklısı bu hakkını başkasına devredemez.
Alacağın devri sözleşmesi yazılı şekil şartına bağlıdır ve borçlunun onayına gerek yoktur.

BORCUN ÜSTLENİLMESİ

Bir borç ilişkisinde borçlunun yerini yeni bir borçlunun almasıdır.
Alacaklının onayına bağlıdır
Borcun iç üstlenilmesi, borçlu ile üçüncü şahıs arasında yapılan ve üçüncü şahsın borçluyu borçtan kurtarma taahhüdünde bulunmasını ifade eder. Zamanaşımına uğramış borçlar borcun üstlenilmesinin konusunu oluşturmaz. Şekle bağlı değildir.
Borcun dış üstlenilmesi ise, alacaklı ile borçlu arasında yapılan ve borçluya borcundan kurtaran, borçlu sıfatını üçüncü kişiye geçiren sözleşmedir. Bu da şekle bağlı değildir.
Eski borçlu borcundan kurtulur.
Yeni borçlu eski borçlunun sahip olduğu tüm itiraz ve def’ileri alacaklıya ileri sürebilir, eski borçlunun şahsından kaynaklananları ileri süremez.
Rehin ve kefil bunların hak sahiplerinin onay vermeleri halinde devam edebilecektir. ÷
Borcun üstlenilmesinin özel bir türü bir şahsın, bir malvarlığının ya da işletmeyi sahibiyle anlaşarak aktif ve pasifiyle birlikte devralmasıdır. İşletmeyi devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanda duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olacaktır. 2 yıl boyunca önceki borçlu da devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak sorumlu olacaktır.

MÜTESELSİL BORÇLULUK

Bir borçtan dolayı birden fazla kişinin her biri borcun tamamından alacaklıya karşı sorumludur ve alacaklı bunların her birinden borcun ifasını talep edebilir. Birinin ifası ile diğer borçlular da borçtan kurtulacaktır.
Her borçlu edimin tamamından sorumludur.
Alacaklı dilediği borçluya başvurabilir
Alacaklı alacağına kavuştuğu oranda diğer borçlular borcundan kurtulur.

İlgili Mesajlar

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir