Ceza Usul Hukuku Genel Bilgiler

hukuk ders notları

GENEL BİLGİLER




Ceza muhakemesi hukuku bir kişinin bir eyleminin suç olduğu şüphesi üzerine yapılan, bu şüpheyi yenmeye kadar süren ortak faaliyeti düzenler.

Bu faaliyette, bir suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse kimin tarafından işlendiği ve yaptırımının ne olacağı sorularına cevap aranır. Faaliyet ise Ceza Muhakemesi Kanununa ve ilgili mevzuat hükümlerine göre yürütülür.

Bu faaliyetin alt faaliyetleri ise iddia(tez), savunma (antitez) ve yargılamadır(sentez).

Önceki ceza muhakemesi kanunumuz 1929 yılında Alman Ceza Muhakemesi Kanunundan iktibas yoluyla alınan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunudur (CMUK).

Temel kaynak olan Ceza Muhakemesi Kanunu; 04 Aralık 2004 tarihinde TBMM’de kabul edilmiş,  1 Haziran 2005 tarihinde ise Türk Ceza Kanunu ile aynı anda yürürlüğe girmiştir.

Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun da 23 Mart 2005 tarihinde kabul edilmiş, 01 Nisan 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

CEZA MUHAKEMESİ HUKUKUNUN AMAÇLARI

Medeni muhakemede amaç şekli gerçeği ortaya çıkarmak iken, ceza muhakemesinde maddi gerçeği ortaya çıkarmaktır.

Ceza muhakemesi sonunda kişinin özgürlüğünü kaybedecek olması maddi gerçeğin amaç olmasını gerektirmektedir.

Maddi gerçek denilince ise “gerçeğin tam kendisi” anlaşılmalıdır. Bu nedenle de ceza muhakemesi hukukunda her şey delil olabilir, hakim de delil toplayabilir, hatta hakim önüne getirilenlerle yetinmek zorunda değil, delil toplamak zorundadır.

Maddi gerçeğe ulaşmak amacı ne pahasına olursa olsun ulaşmak olarak da kabul edilemez. Bu nedenle insan haklarına saygı çerçevesinde hareket etmeyi garanti edici normlar yer almaktadır.

Ceza muhakemesinin bir diğer amacı da toplumda hukuki barışı ve düzeni kurmaktır.

Ayrıca, masumların cezalandırılma riskinin azaltılması şüpheli ve sanık haklarının korunması, bireysel hak arama fiillerinin önlenmesi ve verilen kararların infaz edilerek ceza hukukunun amaçlarını gerçekleştirmek ceza muhakemesinin diğer amaçlarıdır.

CEZA MUHAKEMESİ HUKUKUNUN TEMEL İLKELERİ

  1. İNSAN HAKLARININ KORUNMASINA İLİŞKİN İLKELER:
  2. İşkence yasağı
  3. Adil ve dürüst yargılanma hakkı
  4. Masum sayılma hakkı
  5. İsnadı ve hakları öğrenme hakkı
  1. İşkence yasağı;
  • Kişi kendisini suçlayıcı beyanlarda bulunmaya zorlanamaz.
  • Kişinin yakınlarını suçlayan beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaması
  • Susma hakkı ve bildirilmesi.
  • Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz. (Ay. m. 17/2)
  • Hiç kimse kendisini suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz. (Ay. m. 38/5)
  • Kişi, kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz. (Ay. m. 38/5)

 

  1. Adil ve dürüst yargılanma hakkı;
  • Silahların eşitliği; herkes kendisini savunma, iddia makamının tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında çağrılmasının ve dinlenmesinin sağlanmasını istemek hakkına sahiptir.
  • Bağımsız ve tarafsız hakim.
  • Meram anlatma
  • Savunma hakkı
  • Makul sürede yargılanma hakkı
  • Denetim mahkemesine başvurma hakkı

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) 6. maddede düzenlenmiştir.

Herkes, kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir.

Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. (Ay. 36/1)

Her sanığın derdini anlatabilmesini, dinlenilmeden mahkum edilmemesini, öne sürülen iddiaları ve aleyhine olan delilleri çürütebilmesi hakkına sahiptir. Bu hakka meram anlatma ilkesi denir.



  1. Masum sayılma hakkı;

Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.

  1. İsnadı ve hakları öğrenme hakkı;

Her sanık en azından aşağıdaki haklara sahiptir:
a) Kendisine yöneltilen suçlamanın niteliği ve nedeninden en kısa zamanda, anladığı bir dille ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek;
b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip olmak;

  1. KIYASIN MÜMKÜN OLMASI

Ceza hukukunda kıyas yasaktır ancak ceza muhakemesi hukukunda kıyas yapılabilir. Hakim boşluk olduğu gerekçesiyle davaya bakmaktan kaçınamaz.

  • Sınırlayıcı hükümler,
  • İstisnai hükümler,
  • Koruma tedbirlerinde

kıyas yasaklanmıştır.

III. MUHAKEMENİN HAZIRLANMASINA İLİŞKİN İLKELER:

  1. Kovuşturmanın kamusallığı ilkesi
  2. Kamu davasının mecburiliği ilkesi
  3. Davasız muhakeme yapılmaması ilkesi



KOVUŞTURMANIN KAMUSALLIĞI İLKESİ:

Suçla ilgili dava açma yetkisi sadece kamuda vardır. İddia ve kovuşturma faaliyeti devlet tarafından yürütülecektir.

Bu ilkenin temel nedeni, bütün suçların asıl ve ilk mağdurunun kamu, devlet olmasıdır. İlke olarak suçluların suçtan zarar görenler üzerinde baskı kurarak suçun kovuşturulmasını önlemeleri de engellenmek istenmesidir.

Hukukumuzda bu ilkenin herhangi bir istisnası yoktur. Ancak, bu ilkenin sınırlandığını da görmekteyiz. (Şikayet, izin, talep, karar)

Soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlı olmakla birlikte, çocuklara, beden veya akıl hastalığı, malûllük veya güçsüzlükleri nedeniyle kendilerini idareden aciz bulunanlara karşı işlenen suçüstü hallerinde kişinin yakalanması şikâyete bağlı değildir. (CMK 90/3)

Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. (TCK 86/2)

Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (TCK 299/1) Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır. (TCK 299/3)

Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz. (Ay. 83/2)

CMK şahsi davaya izin vermemektedir.

Suç işleyen kişi hakkında kovuşturma yapılabilmesi kovuşturma şartlarının gerçekleşmesine bağlıdır.

KAMU DAVASININ MECBURİLİĞİ İLKESİ

Suç haberini alınmasıyla beraber, suçu takibe yetkili makamlar derhal soruşturma faaliyetlerine girişmek zorundadırlar.

Yeterli şüphe varsa dava açmak (iddianame düzenlemek) zorunludur. (CMK 170/2)

Açılan dava muhakeme sonuçlanıncaya kadar devam ettirilmek zorundadır.

Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. (m. 172/1)

İstisna;

Kişinin;

  1. a) Kendisinin, üstsoy, altsoy, eş veya kardeşinin soruşturma ve kovuşturmaya uğramasına neden olabilecek bir hususla ilgili olarak yalan tanıklıkta bulunması,
  2. b) Tanıklıktan çekinme hakkı olmasına rağmen, bu hakkı kendisine hatırlatılmadan gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapması,

Halinde, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir. (TCK 273/1

İstisna;

“Cezayı kaldıran şahsî sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektiren koşulların ya da şahsî cezasızlık sebebinin varlığı halinde, Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verebilir.” hükmüdür. (CMK 171/1)

Bir diğer istisna da kamu davası açılmasının ertelenmesidir. 2006 yılında yapılan değişiklikle belirli koşullar altında bu yetki tanınmıştır.

Örnek: Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz. (TCK 192/1)

Bu ilkeye göre açılan dava mutlaka yürütülecek, dava hakkındaki kararı mahkeme verecektir.

İstisnası; kanun yoluna başvurulduktan sonra merci tarafından bir karar verilinceye kadar savcı, sanık vs. bundan vazgeçebilir. Ancak savcı sanık lehine yaptığı başvurudan sanığın rızası olmaksızın vazgeçemez.

DAVASIZ MUHAKEME YAPILMAMASI İLKESİ

Ceza muhakemesi sistemimizde iddia ve yargılama fonksiyonları birbirinden keskin bir şekilde ayrılmıştır.

Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir. Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler. (CMK 170/1-2)

İddianamenin kabulüyle, kamu davası açılmış olur ve kovuşturma evresi başlar. (CMK 175/1)

Bu ilke kısaca ‘‘Davacının olmadığı yerde hakim de yoktur.’’ şeklinde de ifade edilmektedir.

Yargılama ancak hakkında dava açılan kişi ile ilgili olarak ve ancak bu kişinin iddianamede gösterilen eylemi hakkında verilebilir.

Böylece, savcının sanık sıfatını yüklemediği kişi yargılanamayacak ve savcının mahkeme önüne getirmediği eylem yargılama kapsamına alınamayacaktır.

Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez. (CMK 226/1)

İstisnaları,

Resen istinaf (15 yıl ve daha fazla hapis cezaları) (CMK 272)

Hüküm, sanık lehine bozulmuşsa ve bu hususların temyiz isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanması olanağı varsa, bu sanıklar da temyiz isteminde bulunmuşçasına hükmün bozulmasından yararlanırlar. (CMK 306)

MUHAKEMENİN ŞEKLİNE İLİŞKİN İLKELER:

  1. Sözlülük ilkesi
  2. Alenilik ilkesi

Sözlülük İlkesi: Ceza muhakemesinde kural sözlü yargılamadır. Bu kural esas olarak duruşma aşaması için geçerlidir. Böylece duruşmada sözlü olarak ne söylenmişse onun karara temel kabul edilmesini ifade eden ilkeye sözlülük ilkesi denmektedir. Duruşmada konuşulmamış şeyler kararda da göz önünde tutulmazlar.

Buna karşılık soruşturma aşamasında ise daha çok yazılılık esası geçerlidir. Böylece soruşturma işlemlerinin saklanması ve kovuşturma safhasında bunlardan yararlanılması mümkün hale getirilmiştir.

Alenilik İlkesi: Duruşma herkese açıktır. (CMK 182/1) Bu ilke yargılamanın adil ve dürüst yapılmasını sağlamak için kabul edilmiştir.

Genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hâllerde, duruşmanın bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına mahkemece karar verilebilir. (CMK 182/2)

  1. İSPATA İLİŞKİN İLKELER

  1. Delillerin resen araştırılması ilkesi
  2. Delillerin doğrudan doğruyalığı ilkesi
  3. Delillerin serbestçe elde edilmesi ve serbestçe değerlendirilmesi ilkesi
  4. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi

Ceza muhakemesinin amacı maddi gerçeği ortaya çıkarmak olduğundan ispat konusunda bir sınırlamaya gidilmemiştir. Medeni yargılamadan farklı olarak benimsenen en önemli prensip hakimin de delil araştırabilmesidir.

Hakim delillere bizzat temas etmelidir. Tanığı, silahı, olay yerini bizzat görmelidir. İkinci elden dolaylı olarak delilleri tecrübe etmemelidir. Tek delil tanık ise tanığı mutlaka dinlemelidir.

Bu ilkenin istisnası naip ve istinabe yoluyla dinlemedir.

İstinabe:  Dosyanın görülmekte olduğu mahkemeye gönderilmek için başka bir yerde bulunan bir tanığın oradaki mahkeme tarafından ifadesinin alınması.

Naip: Toplu mahkemede heyet (kurul) adına yargılama yetkisi kullanan üye hakim. Vekil, hükümdar bulunmaması veya hükümdarın çocuk olması halinde Devleti yöneten kimse.

Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir. (CMK 217/1)

Böylece hakim;

Tanık beyanlarından bazılarına,

Sanığın beyanına, üstünlük tanıyabilir.

Kendisine sunulan belgeleri reddedebilir,

Bilirkişi raporunu reddedebilir.

Sanığın ikrarını kabul etmeyebilir.

Bu kuralın bazı istisnaları vardır.

Duruşmanın nasıl yapıldığı, kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun olarak yapılıp yapılmadığı, ancak tutanakla ispat olunabilir. Tutanağa karşı yalnız sahtecilik iddiası yöneltilebilir. (CMK 222)

Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez. (CMK 148/3)

Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. (CMK 148/4)

Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır. (AİHS 6/2)

Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz. (Ay. 38/4)

Şüpheden sanık yararlanır ilkesine göre yapılan ceza yargılamasında fiilin sanık tarafından işlendiği yüzde yüz belli olduğu takdirde sanık cezalandırılacaktır.

Nedeni ise bir suçlunun cezasız kalmasının bir masumun mahkum olmasına tercih edilmesidir.

 

CEZA MUHAKEMESİNİN YÜRÜMESİ:

CEZA MUHAKEMESİ

CEZA MUHAKEMESİNİN YÜRÜMESİ:

Ceza yargılaması birinci, ikinci ve üçüncü derece muhakemesi olarak gerçekleşir.

Birinci derece muhakeme uyuşmazlığın ilk kez ele alındığı yargılamayı ifade eder. Bu aşama kendi içinde ikiye ayrılır.

Soruşturma safhası; kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesiyle başlayıp, iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi kapsar.

Kovuşturma safhası; iddianamenin kabulünden başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi ifade eder.

Soruşturma aşamasında yetki savcılıktadır. Yaptığı araştırmalar sonucunda iki tür karar verebilir;

  1. İddianame düzenlemek,
  2. Kovuşturmaya yer olmadığına (delil elde edilememişse veya kovuşturma olanağı yoksa)

Cumhuriyet savcısı iddianame ile kamu davası açılmasını mahkemeden talep eder. Kamu davasının kabulü ile de kovuşturma evresi başlamış olur.

Kovuşturma aşaması da duruşma hazırlığı, duruşma ve hüküm olmak üzere üç alt devreden oluşmaktadır.

Birinci derece muhakeme sonucunda verilen kararlara karşı bunların denetimi amacıyla yürütülen yargılamaya ikinci derece muhakeme adı verilmektedir. İkinci derece muhakeme ise itiraz muhakemesi, istinaf muhakemesidir. İkinci derece muhakemesinde maddi veya hukuki denetim yapılır.

Üçüncü derce muhakeme ise temyiz muhakemesidir. Temyiz aşamasında hukuki denetim yapılmaktadır.

Uyuşmazlık konusu olayın ve delillerin doğru değerlendirilip değerlendirilmediği maddi bakımdan değerlendirme; verilen kararın hukuka uygun olup olmadığı ise hukuki değerlendirmedir.

Üçüncü derece muhakemede ayrıca olağanüstü kanun yolları da vardır. Bunlar;

  1. Yargıtay Başsavcısının İtirazı
  2. Kanun Yararına İtiraz
  3. Yargılamanın Yenilenmesi
  4. BAM (İstinaf) Cumhuriyet Başsavcılığı İtirazı



İlgili Mesajlar

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir