Örf ve Adet Hukuku

hukukta boşluk türleri

Örf ve Adet Hukuku Nedir




Hukukun yazılı kaynakları yetkili bir makam tarafından konulup kabul edilirken, örf ve adet kuralları böyle bir otoritenin iradesine dayanmaz.

Örf ve adet kuralları insanların dış dünyaya yansıyan ve uzun zamandan beri tekrarlanan davranışlarından oluşmaktadır. Başlangıçta muhtemelen bilinçsiz bir şekilde başlayan ve tekrarlanan davranış biçimleri zaman içerisinde toplum tarafından bilinçli olarak tekrarlanır, toplum bireyler üzerinde bu davranış biçimlerine uyulmasına ilişkin zorlayıcı gücünü kullanır ve böylelikle bu davranış biçimleri örf ve adet kuralı haline gelmiş olur.

Bir davranış biçiminin örf ve adet hukuku kuralı haline gelebilmesi için;

 

  • Süreklilik, 

 

  • Toplumsal Onama (Zorunluluk İnancı)
  • Devlet Desteği

 

 

olmak üzere üç unsurun bir arada bulunması gerekir.

Üç unsuru dikkate alarak örf ve adet kurallarını aşağıdaki şekilde tanımlayabiliriz: “Hukuki örf ve adet kuralları, toplum içinde uzun süreden beri tekrarlanan ve toplumun kendisine uyulmasını zorunlu saydığı ve hukuk düzeninin kendisine atıfta bulunduğu ortak davranış kurallarıdır.

Medeni Kanun birinci madde şöyledir.

Madde 1 – Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır.

Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa,  hâkim, örf ve âdet hukukuna göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir. 

Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır.

İş hukukunda, ticaret hukukunda, devletler hukukunda örf adet hukukuna göndermeler vardır.

Mahkeme, hakkında ticari bir hüküm bulunmayan ticari işlerde, ticari örf ve âdete, bu da yoksa genel hükümlere göre karar verir. (TTK m. 1/2)

Kiracı, aksine sözleşme ve yerel âdet olmadıkça, kira bedelini ve gerekiyorsa yan giderleri, her ayın sonunda ve en geç kira süresinin bitiminde ödemekle yükümlüdür. (BK m. 303)

Bilinen örf ve adet hukukunu hakim uygulamak zorundadır. Ancak taraflardan biri örf adet hukuku kuralının varlığını ile sürerse, bu kuralı kendisinin kanıtlaması gerekir.

‘’Kanunsuz suç ve ceza olmaz’’ ilkesi gereği örf ve adete göre suç ve ceza yaratılamaz. Ancak, kanunun yorumu söz konusu olduğunda, örf ve adetten yararlanılabilecektir. Örneğin, sövme ve hakaret suçlarında hangi söz ve davranışların haysiyet kırıcı olduğu örf adete göre tespit olunur.


İlgili Mesajlar

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir