Suçların Çokluğu

ceza hukuku not

SUÇLARIN ÇOKLUĞU

Suçların çokluğu denilince iki durum söz konusu olur.

  1. Çok failli suçlar,
  2. İştirak,

Çok failli suçlarda ancak birden fazla suçlu tarafından suçun işlenebilmesi söz konusuyken, iştirakte bir suçlu tarafından işlenebilen suçun birden fazla suçlu tarafından işlenebilmesidir.

Çok Failli Suçlar

Çok failli suçların tek fail tarafından işlenmesi imkansızdır. Örnek olarak rüşvet. Rüşvet suçunun oluşması için bir tarafta rüşvet veren vatandaş, diğer tarafta rüşvet alan devlet memurunun bulunması gerekir. İki tarafın fiili de suç olarak tanımlanmıştır. Bunlara “çok failli suçlar”, “zorunlu iştirak” ya da “gerçek olmayan iştirak” denir.

Çok failli suçlar özel hükümler kısmında; iştirak ise genel hükümlerde düzenlenmiştir.

Şartları;

  1. Kanundaki tanımında faillerin birden fazla olacağının öngörülmesi gereklidir.
  2. Tüm faillerin icraî veya ihmali bir harekette bulunması gereklidir.

İştirak

Bir kişi tarafından işlenebilecek bir suç birden fazla kişi tarafından işbirliği ile işlendiğinde failler suçun işlenmesine iştirak etmiş olur. İştirak olduğunda sorun bunlardan her birinin sorumluluğunun nasıl belirleneceğidir.

İştirak şekilleri olarak;

          1. Müşterek faillik,
          2. Dolaylı faillik,
          3. Azmettirme ve
          4. Yardım etme

düzenlenmiştir.

Bir kişi tarafından işlenebilen bir suçun, birden fazla kişi tarafından işbirliği içinde işlenmesine iştirak denir. Kısaca suç ortaklığı da denilebilir.

Ortakların cezalandırılması konusunda; eşitlik, ikilik ve cezanın faile göre tespiti sistemleri mevcuttur.

Eşitlik sisteminde bütün failler eşit şekilde cezalandırılır.

Kabahatler Kanununda eşitlik sistemi benimsenmiştir.

İkilik sisteminde failler asli fail-yardım eden ayrımı yapılır ve  asli fail daha fazla, yardım eden daha az ceza alır.

Cezanın faile göre tespiti sisteminde ise somut olayın özelliklerine göre ceza verilir. Yardım edene müşterek failden daha fazla ceza verilebilir.

Türk Ceza Kanunu’nda ikilik sistemi benimsenmiştir. Bu sistemde suça iştirak eden herkese aynı ceza verilmez. Ortaklar suçun işlenmesindeki katkılarına ve bu katkının önemine göre cezalandırılır.

Ortaklar arasında ayrım yapılması konusunda fiil egemenliği görüşü kabul edilmektedir. Buna göre fiilin icrasına egemen olan asli fail iken; fiilin oluşumuna egemenlik olmaksızın katkıda bulunan ise yardım edendir.

  1. Birden Fazla Fail Tarafından Yapılan Birden Fazla Hareket

Suçu oluşturan hareketlerin aynı nitelikte olması gerekmez. Suça teşvik ve yardım vaadi de birer harekettir.

Hazırlık hareketleri de iştirak için yeterli olur. Örneğin silah temin edilmesi gibi.

İhmali hareketle suça iştirak mümkündür. Örneğin hizmetçinin hırsızla anlaşıp kapıyı açık bırakması.

Manevi hareketlerle suça iştirak edilebilir. Bazı telkin ve tavsiyelerde bulunmak gibi. “Azmettirmek, suç işlemeye teşvik etmek, suç işleme kararını kuvvetlendirmek, fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek, suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek, fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak, Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak suçun işlenmesini kolaylaştırmak

Birden fazla hareket ile iştirak varsa failin yaptığı hareketlerden en ağır cezayı gerektiren hareket esas alınır.

Suçun işlenmesi yönündeki anlaşma suç işlenmeden önce, en azından suçun işlenmesi sırasında yapılmalıdır.

     2. Hareketin Nedensellik Değeri Taşıması

Bir kimseyi yapmış olduğu hareketinden dolayı sorumlu tutabilmek için yapmış olduğu hareketin suçun işlenmesine etkili olması gerekir.

Suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için ilgili suçun en azından teşebbüs aşamasına gelmiş olması gerekir. “Türk Ceza Kanunu madde 40/3”

Yani, suç işlenmediği taktirde, azmettiren iştirak nedeniyle ceza almaz.

3. İştirak iradesi

İştirakın özünde ortaklar arasında bir anlaşma vardır. Ortaklar belirli bir suça iştirak ettiklerini bilmeli ve bunu istemelidirler.

Ortakların suça dair tasavvuru asli fail kadar ayrıntılı olmayabilir. Ortağın neye iştirak ettiğini bilmesi yeterlidir.

İştirak iradesinden bahsedebilmek için fiilin birlikte işlenmesine yönelik bir irade söz konusu olmalıdır.

İştirak halinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar. “Türk Ceza Kanunu madde 73/5”

4. Suçun İcrasına Başlanması

Asıl failce yapılan fiil, hazırlık hareketleri derecesinde kaldığı, genel affa veya zamanaşımına uğradığı takdirde iştirak hali oluşmaz.

Kural, suç yoksa iştirak da yoktur.

Teşebbüs aşamasında kalmış suçlara iştirak olanaklıdır.

Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır. “Türk Ceza Kanunu madde 40/1”

Bir suça katılmak isteyen ve buna yönelik maddi ve manevi nitelikte katkıda bulunmuş olanın katkısı, suça katılmış olarak kabul edilmesinde yeterli değildir. İştirakten bahsedebilmek için, asli failin bütün suça katılanlar bakımından aynı olan bir suçu işlemiş olması gerekir.

Yani iştirak bağımsız niteliğe sahip bir müessese değildir ve varlığını asıl failin bir suçu gerçekleştirmiş olması halinde kazanabilir.

5. Suçun Bütün Ortaklar İçin Aynı Olması

Suçun aynı olmasından söz edebilmek için maddi unsurun aynı olması yeterli değildir, manevi unsurun da aynı olması gerekir.

İştirakte bağlılık prensibi gereğince asli fail bir suç işlemedikçe, en azından icra hareketlerine başlamadıkça suça katılanların o suç sebebiyle cezalandırılmayacağı kuralı benimsenmiştir. Azmettiren veya yardım eden olarak sorumluluk için, suçun tamamlanmış veya en azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir.

İştirakte bağlılık prensibini kabul eden kanunumuz, asli fail bir suçu işlemedikçe, en azından icra hareketlerine başlamadıkça suça iştirak edenlerin bu suç sebebiyle cezalandırılmayacağı kuralı benimsenmiştir.

Ancak Türk Ceza Kanunu özel kısmında bazı suç tipleriyle belirli hareketler bağımsız suç olarak düzenlenerek, iştirak hükümleriyle cezalandırılamayan bu hareketlerin cezalandırılması yolu açılmaktadır.

Suç işlemek için alenen tahrikte bulunan kişi, 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. “Türk Ceza Kanunu madde 214/1”

İştirak Şekilleri

İştirak çeşitleri kanun tarafından sınırlı şekilde sayılmıştır. Dolayısıyla kanunda belirtilen dışında iştirak türü yaratılamayacaktır.

TANIMLAR

FAİL: Suçu işleyen, fiili, eylemi yapan kişiye denir..

ASLİ FAİL: Suçu oluşturan eylemleri işleyen kişiye denir.

MÜŞTEREK FAİL: Suça iştirakte; asli faillerin birden çok olması halinde, bunlardan her birine verilen isim.

DOLAYLI FAİL: Suç işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişiye denir.

İştirak Çeşitleri

Müşterek Fail: Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur. “Türk Ceza Kanunu  madde 37/1”

Suçun işlenişi üzerinde hakimiyet kurarak suçu işleyen kimseler müşterek fail olarak sorumlu tutulacaklar ve her biri o suç için kanunda öngörülen ceza ile cezalandırılacaklardır.

Müşterek fail, olayın gerçekleşmesinde merkezi rol oynayan kişidir.

Aynı zaman ve mekanda birbirlerini takiben nitelikli cinsel istismar eylemlerini gerçekleştirirlerken mağdura üzerinde ortak hakimiyet kurmak suretiyle direncini kırıp birbirlerine yardımcı olan sanıklar T, M ve Z’den her birinin bizzat gerçekleştirdiği eylemle birlikte diğer sanıkların eylemlerine Türk Ceza Kanunu’nun 37. maddesi kapsamında fail olarak katılmış olmasından dolayı …

 

Yargıtay Ceza Genel Kurulu

  1. 2012/10-1323; K. 2013/117; T. 2.4.2013

Uyuşturucu madde ticareti suçunda; uyuşmazlık; sanığın uyuşturucu madde ticareti suçuna yardım eden olarak mı, yoksa eylemi doğrudan doğruya birlikte gerçekleştiren olarak mı katıldığının belirlenmesine ilişkindir.

Sanık ile hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan kurulan mahkumiyet hükmü onanmak suretiyle kesinleşen ismi geçenin, eroini nakletme konusunda anlaştıkları, bu amaçla olay günü erken saatlerde yola çıktıkları, sanığın güvenlik görevlilerince yapılabilecek bir yol kontrolünü ismi geçene haber vermek amacıyla aracıyla önden gittiği ve telefonla ismi geçeni yönlendirdiği, olay günü her iki sanık arasında sabahın erken saatlerinde başlayıp ismi geçenin yakalandığı saatlere kadar devam eden telefon konuşmalarının tespit edildiği, ismi geçenin, sanığın yönlendirmesi olmadan uyuşturucu maddeyi istediği yere ulaştırmasının mümkün olmadığı, sanıkların suça konu uyuşturucu maddeyi birlikte nakletme konusunda önceden anlaşmaya vardıkları ve bu anlaşmaya göre hareket ettikleri, dolayısıyla sanığın eyleminin, uyuşturucu maddeyi bizzat taşımakta olan ismi geçenin eylemini tamamlar mahiyette olduğu, bu durum karşısında sanığın eyleminin yardım etme sınırlarını aştığı ve “fail” konumunda bulunduğu kabul edilmelidir.

Dolaylı Faillik

Suç işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişiye dolaylı fail denir.

Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi de fail olarak sorumlu olur. İsnat yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde araç olarak kullanan kişinin cezası, üçte birden yarısına kadar artırılır. “madde 37/2”

Asli failliğin bağlılık prensibi gereği hukuka aykırı olarak kasten hareket etmesi gerekmektedir. Eğer asli failin hukuka uygun hareket ettiği veya kasten hareket etmediği durumlarda dolaylı faillik kurumu bulunmadığı takdirde asli failin ve bu suça iştirak edenlerin cezalandırılması söz konusu olmayacaktır.

Dolaylı faillikte, dolaylı fail olan kişi, vasıta şahsı kendisi için hareket ettirir ve bu şahıs bundan habersizdir.

 

Azmettirme

Azmettirme, kendisinde suç işleme düşüncesi olmayan bir kişi üzerinde yoğun çalışmalar sonucunda suç işleme düşüncesinin oluşturulmasıdır. Faildeki suç fikri ve kararı azmettirenin eseridir.  Ceza Kanununda azmettirme aslında müstakil bir iştirak şekli olarak düzenlenmiştir.

Dolaylı Faillik-Azmettirme

Dolaylı faillikte, dolaylı fail olan kişi, vasıta şahsı kendisi için hareket ettirir ve bu şahıs bundan habersizdir. Azmettirmede ise, azmettirilen gerçekleştirdiği suçu azmettiren için yaptığının farkındadır.

Azmettiren, azmettirdiği kişinin hareketlerini gerçekleştirme biçimi üzerinde egemen değilken, dolaylı faillikte vasıta şahıs tamamen dolaylı failin güdümündedir.

Dolaylı faillikte araç olarak kullanılan kişide iştirak iradesi yokken azmettiren de iştirak iradesi vardır.

Azmettirmenin Cezası

Başkasını suç işlemeye azmettiren kişi, işlenen suçun cezası ile cezalandırılır. “Türk Ceza Kanunu madde 38/1”

Üstsoy ve altsoy ilişkisinden doğan nüfuz kullanılmak suretiyle suça azmettirme halinde, azmettirenin cezası üçte birden yarısına kadar artırılır. Çocukların suça azmettirilmesi halinde, bu fıkra hükmüne göre cezanın artırılabilmesi için üstsoy ve altsoy ilişkisinin varlığı aranmaz. “Türk Ceza Kanunu madde 38/2”

Azmettirenin belli olmaması halinde, kim olduğunun ortaya çıkmasını sağlayan fail veya diğer suç ortağı hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine 20 yıldan 25 yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezasına hükmolunabilir. Diğer hallerde verilecek cezada, üçte bir oranında indirim yapılabilir. “Türk Ceza Kanunu madde 38/3”

İndirim yapılması sağlanan katkıya göre hakimin takdirine bırakılmıştır.

Suç işlemek için tahrik edilen kişi, tahrik edilen suçu işlemesi halinde, tahrik eden azmettiren sıfatıyla cezalandırılır. Türk Ceza Kanunu “madde 214/3”

Yardım Etme

Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, 15 yıldan 20 yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda verilecek ceza 8 yılı geçemez. “Türk Ceza Kanunu madde 39/1”

Aşağıdaki hallerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla sorumlu olur: “Türk Ceza Kanunu madde 39/2”

  1. Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya eylemin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek.
  2. Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya eylemin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak.
  3. Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak.

Asli iştirakın dışında kalan fakat suçun oluşması bakımından nedensellik değeri taşıyan hareketler yardım etmeyi ifade eder. Yani fiil üzerinde hakimiyet kurulmamakta, sadece suçun icrası kolaylaştırılmaktadır.

Yardım edenin hareketi asli faillere nazaran suçu yaratıcı, yapıcı nitelik taşımaz; sadece destekleyici, hazırlayıcı, kolaylaştırıcıdır. Yardım eden figüran konumundadır.

Suçun işlenmesine yardımda bulunma; maddi yardım ve manevi yardım olarak iki şekilde gerçekleşebilir.

Maddi Yardım

Maddi Yardım;  “fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak” ve “suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak” olarak gerçekleşebilir.

Suçun işlenmesinden önce yardım hazırlık hareketleri niteliğinde olmalıdır. İcra hareketleri niteliğinde olursa asli iştirak söz konusu olabilir.

Suçun icrasını kolaylaştırmaktan bahsederken de yardımın suçun işlenmesi sırasında yapılan hareketlerin dışında kalması ve icra hareketlerini yapan kimsenin eylemi ile işbirliği şeklinde olmaması gerekir. Aksi takdirde yine asli iştirak söz konusu olabilecektir.

Manevi Yardım

Yardımın bu şeklinde asli failin faaliyetlerine yönelik maddi bir katkı yoktur, azmettirmede olduğu gibi manevi bir katkı söz konusudur.

      1. Teşvik
      2. Kuvvetlendirme
      3. Vaat
      4. Yol gösterme

şeklinde olabilir.

Suç işleme konusunda niyet sahibi olup da henüz karar vermemiş olan kimseyi suç işlemeye yöneltmek teşviktir. Kuvvetlendirmeden farklı olarak henüz karar verilmemiştir.

Asli maddi failin suç işlemek hususunda vermiş olduğu kararın hareket aşamasına geçmesinin sağlanması halinde kuvvetlendirme söz konusudur. Bu durumda kararın uygulanabilmesi için cesaret verilmekte, failin daha önce zaten verdiği karar desteklenmektedir.

Vaat ise suçun işlenmesinden önce yapılmalıdır. Suç işlendikten sonraya yönelen bir yardımda bulunmayı ifade eder. Asli maddi faile cesaret vermesi, tereddütleri yenmesi bakımından onun iradesine etki ederek manevi bir iştirak halinin varlığını ortaya koyar.

Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek ise asli maddi faile akıl vermek suretiyle iradesine etkide bulunmaktır. Suçun işlenmesinden önce yapılmalıdır.

SUÇLARIN İÇTİMAI

Bazı olaylarda birden fazla suçun işlenmesi söz konusu olabilir. Fail ayrı ayrı yaptığı, bazen de değişik zamanlarda gerçekleştirdiği hareketlerle ayrı ayrı suçlar işleyebilir. Burada sorun yoktur. Her suça ayrı ceza verilir.

Bazı olaylarda ise kişinin hareketi tek olmasına rağmen birden fazla suç tipine uyduğu görülür. Bazen de aynı suçu işleme kararıyla birden fazla suç işleyebilir. Yine gerçekleştirilen bir suç diğer suçun unsuru ya da ağırlaştırıcı nedeni olabilir. İşte bütün bu sorunlar içtima başlığı altında çözümlenmeye çalışılmaktadır.

Ceza Hukukunda kaç tane eylem varsa o kadar suç, kaç tane suç varsa o kadar ceza vardır.

Hareket, netice ve ihlalin tekliği veya çokluğuyla ilgili şu ihtimaller ortaya çıkabilir.

  1. Bir eylem, bir ihlal söz konusu olabilir. Burada herhangi bir içtima problemi yoktur.  Örnek; bir kişinin öldürülmesi
  2. Bir eylem ile birden fazla ihlal söz konusu olabilir. Örnek; bir suçta kullanılan ruhsatsız silahı saklayan kişi, hem suç delilini gizlemiş, hem de ruhsatsız silah taşıma suçunu işlemiş olur.

Hareket, netice ve ihlalin tekliği veya çokluğuyla ilgili şu ihtimaller ortaya çıkabilir.

  1. Birden fazla eylemin bulunmasına rağmen, kanunun tek suç kabul ettiği durumlar olabilir. Zincirleme suç, bileşik suç, geçitli suç bunun örnekleridir.
  2. Son olarak da birden fazla fiil, birden fazla ihlal yani suç vardır. Bu da gerçek içtima denilen durumdur.

İçtima denince iki tür içtima akla gelir.

  • Suçların içtimaı
  • Cezaların içtimaı

Ceza Hukukunda kaç tane eylem varsa o kadar suç, kaç tane suç varsa o kadar ceza vardır. Cezaların içtimaı kural, suçların içtimaı ise istisnai durumdur.

Burada;

  1. Bileşik Suç
  2. Zincirleme Suç,
  3. Fikri İçtima,
  4. Görünüşte İçtima

Konuları açıklanacaktır.

Bileşik Suç

Bir kimsenin başkasının evine girerek, evden zorla bir şeyler çalması; hem konut dokunulmazlığını ihlal, hem de yağma suçunu oluşturur. Halbuki Ceza Kanununda bu durum yağma suçunun ağırlaştırıcı nedeni olarak kabul edilmiştir. Bu durumda faile iki ceza vermek mi gerekecektir?

Her neticenin bağımsız suç olmasının bir istisnası bileşik suçlardır. Bu suçlardan biri diğerinin ya unsuru ya da ağırlaştırıcı nedenidir.

Biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturması dolayısıyla tek eylem sayılan suça bileşik suç denir. Bu tür suçlarda “gerçek” içtima hükümleri uygulanmaz. “madde 42”

Örneğin yağma suçu. İki suç birbiriyle kaynaşmış ve farklı ve tek bir suç olarak tanımlanmıştır.

Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. “madde 81”

Kasten öldürme suçunun “Yangın, su baskını, tahrip, batırma veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanmak suretiyle, “madde 82″” işlenmesi ağırlaştırıcı neden sayılmıştır.

Zincirleme Suç

Her neticenin ayrı suç teşkil etmesinin bir istisnası zincirleme suçtur. “Müteselsil Suç-Kesintili Suç” Zincirleme suçta her biri tek başına kanundaki tipe uygun birden fazla fiilin hukuki açıdan bir fiil olarak kabul edilmesi, birleştirilmesi söz konusu olup, her biri tek tek de cezalandırılabilen fiiller bakımından hukuken tek bir fiilde birleştirmektedir.

Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi halinde, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır. “madde 43/1”

Zincirleme suç tamamen kanun koyucu tarafından kabul edilmiş hukuki bir birliktir.

Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi halinde de, birinci fıkra hükmü uygulanır. “madde 43/2” Örn. hakaret suçu.

Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz “madde 43/2”

Zincirleme suç tanımından unsurlarını;

  • Aynı suçun birden fazla işlenmesi,
  • Birden fazla suçun bir tek suç işleme kararıyla işlenmesi,
  • Suçun bir kişiye karşı işlenmesi,
  • Suçların değişik zamanlarda işlenmesi.

Olarak çıkarabiliriz.

Fikri İçtima

İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır. “madde 44”

Ortada gerçek anlamda birden fazla suç vardır ancak kanun koyucu tarafından farazi olarak bir araya getirilmektedir.  Kanun koyucu böyle bir tercihte bulunmasaydı, fail her suçtan dolayı ayrı ayrı cezalandırılacaktı.

Fikri içtimadan bahsedebilmek için öncelikle tek hareket ile tek neticenin ve birden fazla kanun hükmünün ihlali söz konusu olmalıdır. Bu durumda fikri içtima “madde 44” kuralı uygulanır.

Buna karşılık tek hareket ile birden fazla netice söz konusu ise, birden fazla fiil vardır. Fikri içtima kuralı uygulanmaz.

Fikri içtima’nın unsurları ise şunlardır.

  • Birden fazla farklı suçun oluşması
  • Fiilin tek olması

Örneğin;

Suç işlemediğini bilen kimseye bir suç isnat eden fail, hem iftira, hem de hakaret suçunu,

Bir ruhsatsız tabancayı çalan kişi, hem hırsızlık, hem de Ateşli Silahlar Kanununa muhalefet suçunu,

Bir suçta kullanılan ruhsatsız silahı saklayan kimse, hem Ateşli Silahlar Kanununa muhalefet suçunu, hem de suç delillerini yok etme-gizleme suçunu işlemiş olacaktır.

Görünüşte İçtima

Görünüşte içtimada aynı olaya uygulanabilir gözüken birden fazla norm bulunmakta, ancak bunlardan biri olaya uygulanabilmektedir.

Bu durum;

  • Özel norm-genel norm ilişkisi nedeniyle,
  • Asli norm-yardımcı norm ilişkisi nedeniyle
  • Tüketen norm-tüketilen norm ilişkisi nedeniyle

Ortaya çıkabilir.

Özel Norm-Genel Norm İlişkisi:

Aynı eyleme görünüşte uygulanabilir durumda bulunan çeşitli normlardan birisi diğer normların unsurlarının yanı sıra bazı ek unsur ve özellikleri de ihtiva ediyorsa, özel-genel norm ilişkisi olur. Bu durumda özel normun önceliği ilkesi geçerlidir.

Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az 3 kişi olması gerekir. “madde 220/1”

Özel Norm-Genel Norm İlişkisi:

Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde “Devletin güvenliğine karşı suçlar ile Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar madde 302-316 arası” yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. “madde 314”

Asli Norm-Yardımcı Norm İlişkisi:

Hareketin bir normla birlikte, zorunlu olarak diğer bir normu da ihlal etmesi halinde, asli norm-yardımcı norm ilişkisi söz konusu olur. Bu durumda yardımcı normun sonralığı ilkesi geçerlidir.

Örneğin, tamamlanmış suçlarda teşebbüsün cezalandırılmaması. Öldürmek amacıyla ateş edilen ancak hemen ölüm gerçekleşmeyen suçlarda fail hem öldürme hem de öldürmeye teşebbüs suçları nedeniyle cezalandırılmayacaktır.

Tehlike ve zarar suçları için de aynı şey geçerlidir.

Tüketen Norm-Tüketilen Norm İlişkisi:

Bir normun diğer bir normu da bünyesine almış olması haline tüketen-tüketilen norm ilişkisi denir. Bu durumda geçerli olan ilke, her iki normu da içeren normun diğer normu tüketmesidir.

Örnek olarak: Aile fertlerinden birini terk suçunu işleyen kişi, artık aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğünün ihlali suçundan dolayı cezalandırılmayacaktır.

 

İlgili Mesajlar

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir