Yağma Suçu Savunma Dilekçesi Örneği

Aşağıdaki savunma dilekçesi gerçek olmayan bir kurgu üzerine basit bir formatta hazırlanmış olup, her olaya uygulanamaz. Ancak “bir fikir vermesi açısından” yazılmıştır.

Bu şekilde bir savunma dilekçesi yazacaksanız özgürlüğünüz söz konusu olduğundan mutlaka olayın özelliklerine göre, ciddi bir araştırma ile, kanun ve yargı kararları ile destekli ayrıca delil durumunu da gözetecek şekilde hazırlamanız veya bir avukata hazırlatmanız gerekmektedir.

…. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

DOSYA NO              : …

SANIK                      : …

VEKİLİ                     : …

MÜŞTEKİ                : …

SUÇ                           : Yağma suçu

SUÇ TARİHİ           : …

TUTUKLAMA

TARİHİ                     : …

SAVUNMALARIMIZ VE TAHLİYE İSTEMİMİZE İLİŞKİNDİR

Olayın Kısaca Sunumu: Olay tarihinde müvekkil köyüne dönecekken müşteki ile karşılaşmış ve müştekiye iş bulma konusunda yardımcı olmak için onu kendi köyüne götürmek üzere yola çıkmışlardır. Müvekkil, müşteki ile muhabbet ederken “iş bulunca bana da bir güzellik yaparsın artık” diye şakalaşmıştır. Müşteki ise “bende karı kız ayakları çok istersen oğlan da ayarlarım sana, benim kaldığım otele geliyorlar sürekli” deyince müvekkil sinirlenmiş ama ses çıkarmamıştır. Daha sonra dolmuştan inip müvekkilin motosikletine bindiklerinde arkada oturan müşteki “sen beni yanlış anladın, bana kızdın herhalde ben oğlan ayarlarım sana dediğimde” deyip müvekkilin omzuna masaj yapmaya başlamıştır. Buna sinirlenen müvekkil ise motoru durdurup müştekiyi motorundan indirmiştir. Aralarında gerginlik çıkınca müşteki üzerinden bıçak çıkarmıştır. Ancak cüssesi itibarı ile müvekkile bıçakla da olsa karşı koyamayacağını anlayınca cebinden … TL para çıkarıp kendisini serbest bırakmasını istemiştir.

A-) MÜVEKKİL ÜZERİNDE DEĞİL MÜŞTEKİ ÜZERİNDE BIÇAK BULUNMUŞTUR.

Müşteki … ifadesinde, müvekkil …’in kendisinden bıçak zoru ile para aldığını iddia etmiş olmasına rağmen kendisi üzerinden bıçak çıkmıştır. Dosya içinde bulunan ve ekte de sunulan ekspertiz raporunda görüleceği . üzere müşteki üzerinden 26,7 cm uzunluğunda bir av bıçağı çıkmıştır. Daha sonra yapılan aramalarda müvekkil üzerinde bıçak bulunamamıştır. Dolayısı ile söz konusu suçun nitelikli halini oluşturan “suçun silahla işlenmiş olması” unsuru olayda oluşmamıştır. Müvekkil üzerinde bıçak olduğuna dair müşteki ifadesinden başka hiçbir delil yoktur.

B-) MÜŞTEKİ ŞİKÂYETİNDE ÇELİŞKİLİ İFADELER KULLANMIŞTIR.

Müşteki ifadesinde sanığın kendisine “silahla mı ölmek istersin bıçakla mı ölmek istersin?” diye sorduğunu beyan etmiştir. Bu ifade başlı başına çelişkilidir ve gerçeği yansıtmadığı aşikârdır. Zira müvekkil üzerinde silah olmadığı gibi bıçak bile yoktur. Bir an için müvekkil üzerinde bıçak olduğu düşünülse bile üzerinde sadece bıçak olan ama silah olmayan bir kişinin “bıçakla mı silahla mı ölmek istersin” demiş olması düşünülemez. Bununla birlikte müşteki, sanığın kendisinden … TL aldığını beyan etmiştir. Köy yerinde narenciye toplamak ve bekçilik yapmak üzere işçi olarak çalışmaya giden bir kişinin üzerinde … TL nakit para bulunması hayatın olağan akışına aykırıdır. Kaldı ki köy yerinde narenciye bahçesinde bekçilik yapan işçilerin aylık olarak aldıkları maaş müştekinin cebinde bulunan paranın neredeyse üçte biri kadardır. Bu sebeple müşteki ifadeleri son derece çelişkilidir.

C-) MÜŞTEKİ İFADESİNDEN BAŞKA, SUÇUN İŞLENDİĞİNE DAİR HİÇBİR EMARE YOKTUR

Müvekkilin üzerine atılı suçun işlendiğine dair müştekinin soyut ve çelişkili beyanları haricinde hiçbir emare yoktur. Müvekkilin adli sicil kaydı incelendiğinde daha önce hiçbir sabıkası olmadığı görülecektir. Müvekkil aynı zamanda evli olup bir ay içerisinde çocuk beklemektedir. Bu şartlar altında müvekkilin, cezası bu denli ağır olan bir suçu işlemiş olabileceği bile düşünülememektedir. Bu sebeplerle şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince müvekkilin beraatına karar verilmesi gerekmektedir.

D-) ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR İLKESİ VE HİÇBİR DELİL OLMAYIŞI

Şüpheli ve aydınlatılmamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemez. Ceza mahkumiyeti bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat teorikte olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemelidir. (YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ 2010/20342 E. 2011/938 K.)

Sırf müşteki beyanına dayanarak şüphelinin tutuklanmasına ve cezalandırılmasına karar vermek hukuka ve kanuna aykırıdır. Müvekkilin tutuklanması ve cezalandırılması için hiçbir gerekçe yoktur. Ortada suçun işlendiğine dair hiçbir delil ve tanık yoktur.

TAHLİYE İSTEMİNE İLİŞKİN NEDENLER

1-) Müşteki beyanından başka hiçbir delil, tanık ve suçun işlendiğine dair belirti olmaması bağlamında müvekkilin beraatına karar verilmesi gerektiğini düşünmekteyiz.

2-) Mahkemenizce de bilindiği üzere yeni Ceza Muhakemesi Kanunu’nda şüpheli ya da sanığın kaçması, saklanması ya da kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların varlığı, delillerin karartılması ya da tanık, mağdur ya da başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunulması durumunda tutuklamanın yapılabileceği ve CMK’nun 100. maddesinde tutuklamanın sınırlandırılmasına ilişkin düzenleyici hükümleri göz önüne alarak tutuksuz yargılanmanın kural haline geldiği,

Aynı zamanda Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu çerçevesinde her iki yasanın bireyi öne çıkaran özgürlükçü anlayışı çerçevesinde, tutuklamanın çok sıkı koşullara bağlanmış ve tutuklama müessesesine karşı Adli Kontrol uygulamasının da getirildiği, bu itibarla, artık bir tutuklama nedeni var sayılsa bile tutukluluk yerine, kişinin adli kontrol altına alınabileceği, ya da kanunda tutuklama yasağı ön görülen durumlarda dahi adli kontrole karar verilebileceği, bu itibarla;

MAHKEMENİZCE HER İKİ YASANIN RUHUNDAN YOLA ÇIKARAK KİŞİ ÖZGÜRLÜĞÜNÜN KURAL, TUTUKLAMANIN İSTİSNA OLUŞU GERÇEĞİ GÖZETİLEREK MÜVEKKİL HAKKINDA ADLİ KONTROL DÜZENLEMESİNİN UYGULANABİLECEĞİ DÜŞÜNCESİNDEYİZ.

5271 sayılı CMK’nun Tutuklama Nedenleri başlıklı 100. maddesine 06/12/2006 tarihninde 5560 S.K.’nun 17. maddesi ile Hırsızlık ve Yağma suçları sonradan eklenmiştir. Bu kanunun gerekçesi incelendiğinde “özellikle büyük kentlerde hırsızlık ve yağma suçlarında meydana gelen artışlar ile çocukların bu suçlarda kullanılması ve kamuoyunda meydana gelen infial de dikkate alınmak suretiyle, bu suçların işlendiği hususlarında kuvvetli şüphelerin varlığı halinde tutuklama nedeninin varsayılabilmesi” öngörülmüştür.

Müvekkilin tutuklanmasına neden olan kanun maddesinin gerekçesinden anlaşılacağı üzere suçun işlendiği hususunda kuvvetli şüphelerin varlığı şart koşulmuştur. Ancak olayda müştekinin çelişkili ve soyut beyanları haricinde hiçbir delil olmadığından müvekkilin öncelikle tahliye ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince de beraatına karar verilmesi gerektiği düşüncesindeyiz.

Açıkladığımız gerekçelerle TCK ve CMK’nun bireyi öne çıkaran özgürlükçü anlayışı çerçevesinde, her iki yasanın ruhundan yola çıkarak, yargılamanın geldiği aşama göz önüne alınarak, tüm delillerin toplanmış olduğu ve başkaca delilin bulunmadığı inancıyla;

Müvekkil …

A-) İÇERİDE KALDIĞI SÜRE,

Müvekkilin … tarihinden bu yana (yaklaşık 2 aydır) tutukluluk hali devam etmektedir. Müvekkil yeni evli olup bir ay sonra çocuk beklemektedir. Bu sebeple hem ailesi hem kendisi çok mağdur duruma düşmüştür.

B-) SABİT İKAMETGAH SAHİBİ OLUŞU,

Müvekkilin sabit ikametgahı olup şu an karısının da doğum arifesinde olması sebebiyle başka yere taşınma ihtimali bulunmamaktadır. Ayrıca müvekkil “gerçekler gübre fabrikasında” çalışmaktadır. Yani sabit bir işi vardır.

C-) DELİLLERİ KARARTMA İHTİMALİNİN BULUNMAYIŞI

Olaya ait tüm deliller toplanmış olup müvekkilin suçu işlediğine dair hiçbir delil bulunmamakla birlikte müvekkilin de delilleri karartma ihtimali yoktur.

D-) KAÇMA İHTİMALİNİN BULUNMAYIŞI,

Müvekkil evli ve sabit ikametgah sahibi olup eşinin bir ay sonra doğum yapacağı göz önüne alındığında kaçma ihtimali olduğu düşünülemez.

E-) DELİLLERİN TAMAMININ TOPLANMIŞ OLUŞU

Suçun İşlenmiş olduğundan dair herhangi bir delil olmamakla beraber araştırılması gereken başkaca delil de bulunmamaktadır.

F-) TUTUKLULUĞUN BİR TEDBİR OLUŞU VE BU KOŞULLARIN TAMAMEN ORTADAN KALKMIŞ OLMASI

G-) CMK’NUN 100 VE DEVAMI MADDELERİNDEKİ HUSUSLAR DA GÖZETİLMEK SURETİYLE,

Mevcut yasal düzenlemeler ve TCK ile CMK’nun düzenleyici hükümleri ve aynı kanunun Mahkemenize tanımış olduğu takdir hükümleri de göz önüne alınarak müvekkil şüpheli sanık …’in koşulsuz olarak tahliyesine veya hakkında ADLİ KONTROL kararı verilmesine, kabul edilmediği takdirde mahkemenizce uygun görülecek bir KEFALETLE tahliyesine karar verilmesini dilerim. Tarih

Şüpheli Tutuklu Sanık Vekili

Mıhcı

İlgili Mesajlar

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir